Nazan Öncel, 30. Yılı için yeni albüm yayınlamış. Ne güzel olmuş, o yumuşacık depresifliğe hatta deliliğe daha gerçekçi bir altyapı gelmiş. Ha bi de bugün bayram, deli deyince.. tuhaf bir bayram. Eskileri çok da özlememe haline geldik, giderek başka bir şeye doğru yaklaşıyoruz; kemiklerim, kaslarım sürekli uyarı veriyor yaklaşıyoruz hop dikkat et diye bazen de gençsin sen, ne alaka diyor. Son dört beş sene kötüydü, artık iyi olacak. Yeni geliyor yeni ve iyi.
Bir İstanbul şarkısıyla bitirelim, belki İstanbula gideriz(hep kaçtığımızın aksine):
open.spotify.com/track/7J7Rk9PZ1...
Böyle olaylarda kanun şefkati erkekler içindir. Ya ansızın bir öfke ya akli bir bozukluk, falan filan nevinden mazeretler katilin imdadına yetişir. Kanunun satırları erkek zihniyetine göre kadına karșı yorumlanır. Bir kadın kocasının, âșığının üstüne başka bir erkek sevmiş. Vaay... Bu korkunç davranışın ağır günahıyla artık zangır zangır yer gök titrer. Gönüldür bu efendim, sevemez mi?Tabiatta sempati, antipati yok mu? Sinirlerimizi, cinsin
cinsine karşı duyduğu akıl ermez cazibe garabetlerini biz kendimiz mi yaratıyoruz? Gönüldür bu, operada mızıkayla bağırmıyorlar mı?
Hayat piyasasında kadının değeri düşüktür. Her gün sokaklarda kıskançlık vahşiliğiyle kocaları, aşıkları tarafindan bıçaklanarak cesetleri kaldırımlara serilen kadınların felaketlerini gazetelerde okumuyor musunuz? Bu sayısız vakalara mukabil hiçbir erkeğin darağacında cinayetinin cezasını çektiğini işittiniz mi?