Oğul yaradılışın ilki değil, yaradılışın kaynağı ya da nedenidir. Bunda şüphe yok! Çünkü ima ile çıkartılan sonuçlar, asla açık beyanlarda açıklanan öğretilerden üstün tutulamaz.
İnkarnasyon öğretisi her hangi bir öğretiden öte, Tanrı’nın ezelden beri ve tarih boyunca özenle hazırladığı dünyaya Kelâmı’nın ve Ruhu’nun (yani Mesihi’nın) bedende gelişidir.
İsa’yı bir peygamber olarak kabul etmek yetmez. O’nu özde olduğu şey olarak kabul etmeliyiz. Bununla birlikte, Tanrısal Söz’ün beden alması (inkarnasyon), Tanrı’nın yüceliğini azaltmaz. Çünkü göreceğimiz gibi, Mesih’in insanlığı, Tanrı Oğlu’nun benliğine bağımlıdır, fakat Tanrılığın öz cevherine kesinlikle ortak değildir.
Benzer şekilde Baba, Oğul ve Kutsal Ruh aynı Tanrı’nın belirmeleri olması yanında, Baba mutlak kaynaktır. Kaynaklaşma açısından Baba Söz’ü ifade eder, Kutsal Ruh’u da üfler. Ama Kendisine ne Oğul, ne de Kutsal Ruh neden olur. Oğul hem Baba’dan cereyan eder, hem de Kutsal Ruh’u gönderir. Oğul aracıdır. Kutsal Ruh Baba tarafından üflenir ve Oğul tarafından gönderilir. Ama Kutsal Ruh ne Baba’nın, ne de Oğul’un benliğine neden olur. Kutsal Ruh ise, Tanrılığın bünyesinde cereyan eden yaşam akımının mutlak sonucudur.