Fahrettin Alanya

Fahrettin Alanya
@Kalanaroz
Aforoz Mekanizmaları
8/10
·151 syf.··
2025 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 15:59
Aforozu biz çok farklı bir göz ile görüyoruz çünkü kültürümüze oldukça uzak bir dini uygulama. Aforoz da genel olarak Hristiyanlık ile ilgili çoğu şeyde olduğu gibi ülkemizde fazlası ile bilgi kirliliğine maruz kalmış bir uygulama. Kendisi de pastör olan Jonathan Leeman bize kilise disiplinin ne olduğu, neden uygulanması gerektiği, uygulanmalı mı gibi sorulara cevap veriyor. Öncelikle yazarımız Kilise Disiplini gibi karmaşık alanlarda konuya karmaşık bir hale getirmemek için kendi kilisesinde kendi uyguladığı kilise disiplinini bize anlatıyor. Aforozun işleyişi bakımından yararlı bir eser ortaya koyduğu düşüncesindeyim. Her sorunuza cevap mı veriyor, hayır vermiyor ki vermek gibi de bir amacı yok. Yazarımız sadece bir şablon çizmeye çalışıyor ve çizdiği şablonu kitabın 2. kısmındaki örnekler ile de kısıtlı da olsa uygulamaya döküyor. Hristiyanlar Hristiyan olduktan sonra bir kilise topluluğuna katılmak zorundadırlar. Kilise ve Hristiyanların görevi ise Mesih İsa'nın günahsızlığını bu Dünya'da temsili olmaktır. Bu doğrultuda kilise Mesih İsa'nın iyi bir şekilde temsilinden sorumludur. Bu yüzden kilise üyeleri arasında aykırılık çıkartan veya günahın kölesi olan insanların kilise toplumundan atılması yani kilise üyeliğinden çıkartılması gerekir. Buna Hristiyanlar aforoz diyorlar. İncil'de aforozun metotlaştırmak için Matta 18:15-17'ye gidiyoruz. ' “Eğer kardeşin sana karşı günah işlerse, ona git, suçunu kendisine göster. Her şey yalnız ikinizin arasında kalsın. Kardeşin seni dinlerse, onu kazanmış olursun. Ama dinlemezse, yanına bir ya da iki kişi daha al ki, söylenen her şey iki ya da üç tanığın sözüyle doğrulansın. Onları da dinlemezse, durumu inanlılar topluluğuna bildir. Topluluğu da dinlemezse, onu putperest ya da vergi görevlisi say. ' MATTA 18:15-17 Bu
Din
Kilise DisipliniJonathan Leeman · Karanlıktan Işığa Yayınlar · 20222 okunma
Reklam
Asli Günah
6/10
·96 syf.··
2025 27. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 13:12
Kitap esasında Hristiyan teolojisinin temelinde olan Asli Günahı anlatıyor. Hristiyanlığa göre insan doğuştan günahkar doğar. Bu yüzden Mesih ile aklanmamız ve temizlenmemiz lazım. Kitap esasında bu süreci klasik misyoner retoriği ile anlatıyor. Yazarın kullandığı dil akıcı ve açıkçası okurken de sıkmıyor. Yazar Türkiye'ye ilk geldiğinde yaşadığı bir emlakçı anısı üzerinden retorik oluşturmaya çalışıyor. Yazarın anlattığı anıya göre evi alacağı emlakçı esnafların yalancılığından, üç kağıtçılıklarından şikayetçi ve burada yazarımızın çokça beğendiği ve kitabın ismini oluşturan cümleyi söylüyor. "Yeter ki İnsan Olsunlar!" Yazarımız bu söze bayılıyor. Emlakçı esasında bir pastör olmalı diye düşünüyor ve tam bu sırada emlakçının alacaklısı veya mağdur bir müşterisi dükkana girip emlakçı ile tartışmaya başlıyor. Burada emlakçı "Ne yapıyım, ben de insanım!" minimalinde bir cümle kuruyor ve bu cümle yazarımızı hayal kırıklığına uğratıyor. Bu hikayeden yazar bizim şu sonucu çıkartmamızı istiyor. Her insanın kafasında bir insan profili vardır. İşte insan dürüst olacak, çalıp çırpmayacak, yalan söylemeyecek, edepli, ahlaklı, efendi olacak gibi. Ama insanlar kendi kriterleri ile çelişecek varlıklar. Yani kendi koyduğumuz kriterlere bile çoğunlukla uymayacak kadar tutarsız bir canlıyız. Yazar bunu insanlığın kötüye meyilli doğasına bağlıyor ve Semavi dinlerde tüm şamatanın başlangıcı olan bölüme geliyoruz. Adem ile Havva'nın cennetten kovulması... Adem ile Havva Aden Bahçesinde iken günah diye bir şey yoktu. Tanrı ile olağanüstü bir ilişki içerisinde idi. Masumdu fakat Tanrı'nın tek şartını çiğneyerek şeytan tarafından ayartıldılar. Yasak meyveden yiyerek ilk kez utanç ile karşılaştılar ve çıplak olduklarını fark ettiler. Günah diye bir şey doğmuştu insanoğlu arasında. Adem
Din
Yeter ki İnsan Olsun!Can Nuroğlu · GDK · 200883 okunma
6/10
·75 syf.··
2025 21. kitabı
·
115 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2025 17:35
Kitap Hristiyan bir Alman din bilimcisi olan Thomas Schirrmacher tarafından kaleme alınmış Kuran ile Kutsal Kitabı karşılaştıran bir kitapçık. Ahmet hocamızın yazdığı Kuran ve İncil kitabında ifade ettiğim fikrin hala arkasındayım. Bu tarz bir konu hakkında her iki taraf da birbirlerine tarafsız olamıyorlar. Kitabı okudukça Thomas Schirrmacher'ın akademik dil ile süslenmiş bir misyonerlik yapmaya çalıştığı açık bir şekilde görülüyor. Zaten kitabının başında tahminimce bu kitabı okuyan herkesin alaya aldığı bir ifadesi var yazarın. Yazar Hristiyanların ve Müslümanların bir araya gelerek inançlarını konuşup tartışma noktasında Türkiye'yi ayrıcalıklı ülke olduğunu belirtiyor. Kitap zaten direkt burada ilk falsosunu veriyor. Türkiye'de belli bir kesim için belli şeyler baya baya kutsaldır. İslam'ı oldukça sert üslup ile eleştiren Turan Dursun'un öldürülmesi veya yakın zamanda Daimond Tema'nın yaşadıkları yazarın söylediklerinin aksini kanıtlar niteliktedir. Yazar, burada kanaatimce misyonerlik zemini için okuruna sevimli gözükmeye çalışıyor. Dünyadaki insanların yarısından fazlasının inandığı 2 dinin kutsal kitapları 100-150 sayfa ile karşılaştırılamaz. Bu imkansızdır. Yazar olayları oldukça basitleştirerek ve kendi tabiri ile dinin kendi içerisindeki ayrışmalarına derinlemesine girmeden dinin her kesimince kabul gören maddeler üzerinden her iki kitabı incelemeyi hedeflediğinden giriş kısmında bahsediyor. Bunu bazı bölümlerde çok iyi yapsa da yazar Hristiyan bir din adamı olması nedeni ile her zaman bir kitaba, yani Kutsal Kitaba kendisini daha yakın hissediyor. Her iki dindeki farklı günah anlayışları, Hristiyanlığın bir kişi yani İsa Mesih, İslam'ın ise bir kitap yani Kuran üzerine temellendiği düşüncesi hoşuma gitti fakat başta da belirttiğim gibi kitapta özellikle de
Din
Kur'an ve Kutsal KitapThomas Schirrmacher · Kurtuluş Kitapları · 20146 okunma
9/10
·360 syf.··
2025 17. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2025 17:20
Kuzgun Karası bence oldukça tatmin edici bir polisiye romanı. Yazar okuru yanıltmak için ciddi bir uğraş veriyor ve bu konuda da kesinlikle başarılı. Kitabın sonuna kadar katilin kim olduğunu bulamadım. Katil hiç ummadığım kişi çıktı. Katilin kim olduğunu öğrenip kitabı şöyle bir kez daha gözden geçirince katil olan kişi üzerinde yazarın sürekli durduğunu gördüm. 4-5 bölüme bir katili odaktan ayırmadı ama bunu yaparken de şahsen bana katilin o olduğunu hissettirmedi. Okurken oldukça zevk aldığım, sonda ters köşe yediğim bir roman oldu benim için. Belki ilk kısımları okura sıkıntılı gelebilir ama benim için birçok yönü ile fazlasıyla başarılı bir kitaptı. 2006 Gold Dagger ödülünü cidden kazanmayı hakkediyor.
Edebiyat
Kuzgun KarasıAnn Cleeves · Pegasus Yayınları · 201942 okunma
9/10
·736 syf.··
2025 13. kitabı
·
122 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2025 03:04
Umberto Eco cidden sömürülmesi gereken bir yazar. Tarih, Sosyoloji, Felsefe ve akademik edebiyat alanında yer etmiş, çok değerli bir entelektüel. Gülün Adı yazarın ilk romanı olmasına rağmen oldukça profesyonel duran bir başyapıt. Bunun nedeni Eco'nun ciddi okumalar yapıp Edebiyat şablonlarını oldukça vakıf olması (Son 40 sayfadaki Eco'nun yazdığı makale bunun somut bir kanıtı) ile açıklanabilir ya da Eco'nun romanını yazdığı 1980 yılından bu yana romanı birkaç kez restore etmesi olabilir. Gülün Adı bana kalırsa herkesin severek okuyabileceği, genel bir kitleye hitap eden bir roman değil. Polisiye beklentisi ile bu romanı okuyanlar roman sonunda tatmin olamayabilirler. Çoğu okur için William'ın bozguna uğraması beklenilmezdi. Zaten Eco okuru roman boyunca hep bir beklentiye sokuyor. İlk 100 sayfada akış yavaş ve 200'lü sayfalara gelene kadar Adelmo cinayeti hakkında yeterince bilgi elde edemiyoruz. Benno ile beraber elle tutulur ilk bilgilerimizi elde ediyoruz ve cinayetlerin birkaç rahibin tensel tutkuları olabileceğini görüyoruz. Bu bir ihtimal iken Papalık heyetinin gelmesi ile acaba bu cinayetler Minoritler ile papanın arasını uzlaşılmayacak derecede açmayı amaçlayan bir planının bir parçası mı ki diye düşünüyoruz ama sonuçta yaşlı psikopos Bernardo Gui olayı günah keçisi oluşturarak çözüyor. Eco bize kuruntu yapmamız için malzeme verip o malzemeyi bozuyor ve sonda sade ve etkileyici final ile romanı bırakıyor. Eco öyle bir final veriyor ki bizi şaşırtmayı başarıyor. Ben roman boyunca 2 karakterden oldukça şüphe etmiştim. Malachi ve Jorge. Jorge hep benim için geri planda idi çünkü kör ve yaşlıydı. Benim tahminlerim Malachi idi ama yanıldım. Roman oldukça başarılı bir tarihi kurgu. Cidden romanı okurken Ortaçağ'da olduğunuzu hissediyorsunuz. Eco oldukça
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Reklam