Örneğin ben bir tek kişiyim. Ama ailemdeki ilişkilere göre hembabaolarak (çünkü çocuklarım var), hemoğulolarak (babamın oğlu), hem de kendime özgüruhumlavarım. Bu sıfatlar üç ayrı ferdi göstermiyor, aynı kişinin üç ayrı konumunu anlatıyor.
İbnu’l-Kindi 19. yüzyılda, Abdullah b. İsmail al-Hâşimi‘ye Üçlübirlik konusunda şöyle diyordu: “Allah’ın bir olduğunu bize nasıl anlatmaya çabalarsın? Bilmiyor musun, ‘bir’ ancak üç yönden ‘bir’ olabilir. Ya cins, ya tür (nev) ya da sayı olarak. Şimdi hangi bakımdan Allah’a ‘bir’ diyorsun..?” Yani Allah’ın birliği yalın bir teklikten daha yüce bir şey olduğunu ifade etti.
“Baba”, “Oğul” veya “Kutsal Ruh” isimleri de, Allah’ı ayrı ayrı ilahlar olarak göstermez, başka varlıklara da benzetmez, eş koşmaz; yalnız özünü tanımlar.
Bakınız yaratılış olayı: ezeli varlık olan Allah dünyayı yaratır; Kendi Sözü aracılığıyla yaratır; ve yarattığı dünyaya da Ruhu’yla (etkin gücüyle) şekil verir:
Tanrı’nın sıfatlarını tam kavrayamazsak da, kişiliğini bilebiliriz. Tanrı’nın bilgisine asla erişemem, ama O’nun sevgisini hem kavrayabilir hem de hissedebilirim. Bir örnek vereyim: babam cerrahtır; ben babamı tanırım, beni sevip sevmediğini, nasıl bir kişiliği olduğunu bilirim. Ama onu bu şekilde bilmem, tıp ile ilgili bütün bilgileri kavramamı gerektirmez. Aynen böyle Tanrı’nın Varlığını tam anlamazsak da, O’nun Zatı’nı anlayabiliriz.