Her şeyi gören ve işitene yakarış..
Allah'ım! Her şey senin bilgin dâhilindedir. Kimsenin duyamadığını duyar, her gözün göremediğini görürsün. Bir şeyin gizli ya da açık yapılmış olması bir düşüncenin fısıltyla ya da yüksek sesle söylenmesi, hatta dillendirilmeyip içten geçirilmesi
senin için fark etmez. Karanlık ve aydınlık, yakınlık ve uzaklık, büyüklük ve küçüklük gibi bizim görüşümüze, duyuşumuza engel olan şeylerin hiçbiri senin için engel değildir. Gizli ile aşikar, konuşma ile sükût senin için birdir. Sen gecenin karanlığında,
siyah bir tasın üstünde kımıldayan karıncayı, bir suya karışan siğer bir suyu görür ve bilirsin. Senin böyle olduğunu bilmek, utanılacak, saklanacak şeyler yapmadığım sürece bana huzur veriyor. Bu huzuru ancak ellerimi açıp boynumu büktüğümde Semi' ve Basîr isimlerine sığınacak kadar temiz yaşayabilmişsem
duyarım. Bilirim ki bana yapılan ve olmasına engel olamadığım
her şeyi sen görüyor, işitiyor, kaydediyorsun.
Ama ne zaman ki ben de ișitilmesinden, görülmesinden rahatsız olunacak şeyler yaparım, işte o zaman senin Semi ve Basîr
oluşun bana bir tehdit olur, korkarım.
"Allah’ım! Ürpermeyen kalpten, kabul olunmayan duadan, doymayan nefisten ve fayda vermeyen bilgiden, özellikle bu dört şeyden sana sığınırım."(Tirmizi)