''tanrı'nın güneşi bu denli güzelse, sen bir de ötekini düşün."
nutkum tutulmuştu:
"hangi öteki güneşi, adam? çok büyük olan bunu tanıyorum bir tek."
"daha da büyük olan bir başkasından söz etmek istiyorum. yüreğimizde doğan güneşten.umutlarımızın güneşinden. düşlerimizi de uyandırmak için göğsümüzde uyandırdığımız güneşten."
"neye yarar, Adam? beni işitiyor musun? konuş, adam. öğret bana yeniden güneşi uyandırmayı. devam etmek, ilerlemek, gelip geçmek zorunluluğunu kabul etmeyi. ilerlemek ve güneşi uyandırmak, güç değil mi adam?
yalvarırım, bunu senden son kez istiyorum, yanıt ver; büyük insanlar güneşi nasıl uyandırabilirler? yalnızca bu kez.
(...)
iyi ya, Adam. büyükler güneşi uyandırmayı bilmezler. öyleyse tanrı'nın iyiliği, yarın, olur da, güneşi uyandırıverir. tüm dingin sonsuzluk için yaptığı gibi."
''Monptit, hayat budur işte. hep giden birileri olur. ne yürek unutur ne özlemler ölür. bunlar sevgimizde yaşamaya devam eder. ama birileri, zaman geldiğinde gitmek zorundadır.''