İsmail

İsmail
@Kamastiranli
İletilerim Bana Aittir. Kelimenin sihirli dünyasında, duyguların resmini çizmeye çalışıyorum GALATASARAYLI OLMAK DEMEK HAYAL BİLE EDİLEMEYENİ YAPMAK DEMEK ***************************************
Özel Sektör
Kocaeli
İstanbul
78 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
Reklam

İsmail

, bir kitap okudu
Puan vermedi·304 syf.·
7 günde okudu
·
2025 6. kitabı
Maud Ankaoua
7.9/10 · 8,1bin okunma
Kısa Hikaye... 4 Yağmurun Ardından Açan İlk Çiçek
Eski bir sahil kasabasındaki tahta panjurlu evinin penceresinden dışarı bakarken, Aslı'nın kalbi de dışarıdaki hava gibiydi: Karadeniz’in hırçın ve kapalı göğü gibi. Üç yaz, üç kış geçmişti; o fırtınalı günde eşi Yaman’ın teknesinin denizin derinliklerinde kaybolduğu günden beri. Her sabah, dalgaların kıyıya vurduğu o tanıdık ses, Yaman'ın geri dönmeyeceğine dair acı bir fısıltıydı sanki. Köydeki herkes onu teselli etmeye çalışmıştı ama Yaman'ın neşeli sesi ve kocaman gülümsemesinin bıraktığı boşluk, en sıcak sobanın yanında bile dolmuyordu. Aslı, bu küçük, hatıralarla dolu evde bir gölge gibi yaşıyordu. Hayat, sadece mendireğin ucundaki fenerin her gece düzenli olarak yaktığı ışık kadar mekanik bir eyleme dönüşmüştü. Bir akşamüstü, şiddetli bir sonbahar yağmuru camları döverken, Aslı evlerinin arka avlusunda, Yaman'ın son baharda diktiği unuttuğu bir fidanı hatırladı. O gün Yaman, fidanı dikerken, "Bu, Aslım, bizim umudumuzun simgesi olsun. En büyük fırtınada bile, ilk baharda yeniden filizlenecek," demişti. Islanmayı umursamadan yağmurluğunu giydi ve çamurlu avluya çıktı. Toprağı eşelerken, parmakları küçük, sert bir köke çarptı. Fidanın kökleriydi. Üç mevsim, fırtına, kar ve tuzlu rüzgâr görmüş, ama yok olmamışlardı. Aslı, o köklere dokundu ve o an, Yaman'ın sıcak sesi zihninde yankılandı: "İlk baharda yeniden filizlenecek." Aslı o gece ilk defa derin ve huzurlu bir uyku çekti. Sabah uyandığında, pencereden sızan gün ışığı, evin tozlu havasını ısıtıyordu. Gözleri duvardaki eski saksıya kaydı. Gözlerine inanamadı. O küçük kök parçası, gecenin bir yarısı küçük, ama dimdik bir filiz vermişti. Koyu yeşil yaprakları, denizin tüm griliğine meydan okuyordu. O günden sonra Aslı'nın evi değişti. Artık sadece Yaman'ın yokluğunun değil, onun bıraktığı güçlü sevginin ve
Kısa Bir Hikayem Var
Kısa Hikayelerim... 3 - Penceredeki Işık
Evin içindeki hava her zaman aynıydı: eski kitap kokusu ve hafif bir küf kokusu. Demirci Sokak’taki üç katlı evin en üst dairesinde, Esra Teyze yaşıyordu. Penceresi hep sokağa bakardı ve akşamları yanan tek bir lamba, onun dış dünyayla kurduğu tek bağlantıydı. Esra Teyze’nin bir zamanlar kalabalık bir ailesi vardı; kocaman kahkahalar, bol köpüklü Türk kahvesi seansları... Ancak yıllar geçtikçe, hayatındaki herkes bir bir kayboldu. Kocası uzun zaman önce vefat etmiş, çocukları ise uzak şehirlere, kendi hayatlarını kurmaya gitmişlerdi. Esra Teyze ne televizyon açar ne de radyo. Günleri, sadece saatin tik takları ve aşağıdaki bakkalın kapanış sesiyle ölçülüyordu. En sevdiği an, akşam hava karardığında gelirdi. Perdeyi aralar ve sokağı izlerdi. Aşağıdaki kaldırımdan el ele yürüyen genç çiftleri, okul çantasını sallayarak koşan çocukları izlerdi. Onların hayatlarına ait kısacık anlar, onun sessiz dünyasına giren tek sesti. Bir akşam, her zamanki gibi pencerenin kenarına oturdu. Ancak bu kez, sokağın ışıklarından bir anlığına gözleri daldı ve fark etti: o kalabalık anların hiçbiri, aslında onun için değildi. O çiftler evlerine gidecek, o çocuklar annelerine sarılacaktı. Esra Teyze ise, sadece dışarıdaki hayatın bir izleyicisiydi. O gece lambasını biraz erken söndürdü. Karanlıkta, saatin tik takları her zamankinden daha yüksek, evin içindeki sessizlik ise daha ağırdı. Esra Teyze, yanan tek lambanın bile yalnızlığı gizlemeye yetmediğini anlamıştı. Ertesi sabah, Demirci Sokak sakinleri o pencerede her zamanki ışığın yanmadığını fark etti. O gün, evdeki sessizlik, sokağa taştı.
Kısa Bir Hikayem Var