İnsanları fikren dalalete atan sebeblerden biri; ülfeti, ilim telakki etmeleridir.
Yani melufları olan şeyleri kendilerince malûm bilirler.
Hattâ ülfet dolayısıyla âdiyata teemmül edip ehemmiyet vermezler.
Evet bir şeyin şekillerinde vukua gelen devir ve teslim sırasında gidenler müteessir, gelenler de memnun olurlar.
Ve bu sayede hayat tasaffi eder, temizlenir.
Vücud da teceddüd eder.
İ'lem Eyyühel-Aziz!
Mahlukatın en zalimi insandır.
İnsan, kendi nefsine olan şiddet-i muhabbetten dolayı kendisine hizmeti ve menfaati olan şeyleri hem sever, hem kıymet verir.
Semeresinden istifade gördüğü şeylere abd ve köle olur.
Aksi halde ne sever ve ne kıymet verir.
İşte "Sünnetullah" tabir edilen, kâinatta cereyan eden bu sırlı uzun düsturdandır ki: İşsiz, tenbel, istirahatla yaşayan ve rahat döşeğinde uzananlar, ekseriyetle sa'yeden, çalışanlardan daha ziyade zahmet ve sıkıntı çekerler.
Çünki daima işsizler ömürlerinden şikayet ederler; eğlenceler ile çabuk ömürlerinin geçmesini isterler.
Sa'yedenler ve çalışanlar ise; şâkirdirler, hamdederler, ömürlerinin geçmesini istemezler.