Erdem KANDEMİR

Erdem KANDEMİR
@Kandemirerdem
Çocuklarda doğuştan içgüdüsel bir kendini bırakma özelliği vardır. Onlar tamamen rahattır. O yüzden tüm çocuklar güzeldir. Bunu hiç düşündün mü? Tüm çocuklar istisnasız muhtesem bir zarafete, canlılığa ve güzelliğe sahiptirler. Ve bu çocuklar büyür ve tüm güzellikleriyle zarafeti kaybolur. Aynı zarafete, canlılığa ve güzelliğe sahip bir yetişkin insan bulmak çok zordur. Çocuksu bir masumiyet ve rahatlığa sahip birisini bulursan bir bilgeye rastladın demektir.
Reklam
Tüm aşırılıklar gerginlik ve endişe yaratır.
Yaşam hakkında çok temel bir şeyi unutma: yaşanmayan her deneyim etrafında asılı kalacak, orada ısrarla öylesine duracaktır: "Bitir beni! Yaşa beni! Tamamla beni!" Her deneyimin doğasında sonuçlandırılma eğilimi ve isteği vardır. Bittiği zaman buharlaşıp gider; bitmezse inatla kalır, sana eziyet eder ve kanına girer, dikkatini dağıtır. Der ki, "Benim hakkımda planın nedir? Hala tam değilim-doldur, bitir beni!" Tüm geçmişin yarım kalmış deneyimleriyle etrafına çöker kalır, çünkü aslında hicbir şey yaşanmamıştır, her şey bir şekilde es geçilmiştir, yarım yamalak kalmıştır, öylesine geçiştirilmiştir. Uyurgezer gibi dolaşıp durmuşsun. O yüzden geçmiş havada asılı kalır ve gelecek korku yaratır. Geçmişle gelecek arasında şimdiki zaman ezilir gider, halbuki sahici olan odur.
Sessizsin, hiçliğin kapısında duruyorsun; sadece bir adım içeri ve binlerce yaşam boyunca seni bekleyip duran en büyük hazineye kavuşacaksın.
Birisi, "Bu sefil hayatı bırak, gereksiz yere sırtlandığın bu mutsuzluktan vazgeç" dediğinde çok belirgin bir soru ortaya çıkıyor: "Tüm bildiğim bu! Eğer vazgeçersem kimliğimi kaybederim. En azından şimdi birisiyim - mutsuz birisi, kederli birisi, acı çeken birisi. Tüm bunlardan vazgeçersem şu soruyla karşılaşırım, kimliğim nedir? Ben kimim? Eve dönüş yolunu bilmiyorum ve sen iki yüzlülüğü, yani toplumun yarattığı sahte yuvamı elimden aldın".
Reklam