Hayatın en sessiz anlarında, bir canlının gözlerine bakmak...
Ve onda, kelimelere ihtiyaç duymadan anlaşılabileceğinizi fark etmek...
İşte bu kitap, tam da böyle bir anın kıyısında doğdu.
Hayvanlarla insanlar arasında kelimelere dökülemeyen, ama derinlerde hissedilen bir bağ vardır. Onlar konuşmaz, ama anlatırlar. Dokunmaz, ama iyileştirirler. Biz susarken, onlar duyar. Biz vazgeçtiğimizde, onlar sabırla bekler. İşte Umut’un hikâyesi de böyle başladı, bir pencerenin ardında, yorgun bir adamın kalbine dokunan küçük bir patinin izleriyle.
Ben, bu hikâyeyi bir veteriner teknikerinin elleriyle değil, bir kalbin iç sesiyle yazdım. Her satırda bir mırlama, her cümlede bir bakış, her sayfada bir sadakat var. Çünkü bir hayvanı sevmek, sadece onun karnını doyurmak değil; onunla bir ömürlük sessizliği paylaşmaktır.
Bu kitap sadece bir kediyle bir adamın hikâyesi değil. Bu, iyileşmek isteyen tüm kalplerin, birbirine usulca sokulmasının hikâyesi. Yaralanmışların, kaybetmişlerin, yeniden başlamaya cesaret edenlerin yolculuğu...
Okurken belki kendi Umut’unuzu hatırlarsınız. Belki hâlâ size bakan gözlerde o sevgiyi görürsünüz. Ya da bir gün bir pencerenin ardında sizi bekleyen küçük bir mucizeye rastlarsınız.
Ve o zaman, siz de bilirsiniz:
Bir yalnızlık vardı…
Sonra o geldi.
Büşra Gülsoy
İnsanlar yaklaşınca önce duracaksın. El uzatırlarsa kaçacaksın. Gözlerini dikip bakarlarsa gözlerini kaçıracaksın. Sevmedikleri bir şeyi sevmiş gibi yaparlar. Vuracakları şeye önce gülümserler.