Harry etrafına baktı; Ginny ona doğru koşuyordu; kollarını boynuna dolarken yüzünde anlaşılmaz, alev alev bir ifade vardı. Ve düşünmeden, planlamadan, elli kişinin onları izlediğinden kaygılanmadan, Harry onu öptü.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Yapma," diye mırıldandı Mızmız Myrtle'ın sesi, bölmelerin birinden. "Yapma... Sorun nedir, söyle bana... Sana yardım edebilirim..."
"Kimse bana yardım edemez," dedi Malfoy. Bütün bedeni titriyordu. "Yapamıyorum... Olmuyor... yürümeyecek... ve eğer kısa sürede yapmazsam... beni öldüreceğini söylüyor..."
Ve Harry, onu yerine mıhlayacak kadar büyük bir şokla, Malfoy'un ağladığını -resmen ağladığını fark etti; yaşlar solgun yüzünden pis lavaboya akıyordu.
"Evet, var," dedi Dumbledore kararlılıkla. "Voldemort'un asla sahip olamadığı bir güce sahipsin. Sen—"
"Biliyorum!" dedi Harry sabırsızca. "Sevebilirim" "Aman ne önemli!" dememek için kendini güç tuttu.
"Evet, Harry, sevebilirsin," dedi Dumbledore, Harry'in az önce kendini tutup söylemediği şeyi çok iyi biliyormuş gibi görünüyordu.
"Aaah ahh, iyiler genç ölür, "diye mırıldandı Hagrid, Slughorn nakaratı şakımaya devam ederken, biraz şaşı halde masanın üstüne yığılarak. "Babam gidecek yaşta değildi... senin annenle baban da Harry..."