Ben, her insanın ayrı bir kokusu olduğuna inanırım: Biz bunu anlamıyoruz, çünkü kokular birbirine karışıyor, hangisinin senin, hangisinin benim olduğunu bilemiyoruz; yalnız havanın pis bir koku yaydığını anlıyor; buna da insanlık adını veriyoruz.
“Tam ve namuslu düşünceler, sessizlik, ihtiyarlık ve dişsizlik ister. Dişsiz olduğun zaman: ‘Ayıp çocuklar, ısırmayın!’ demek kolaydır. Ama, otuz dişin olunca… İnsan gençliğinde canavardır, evcilleşmek bilmez canavardır ve insan yer.”
Fakat içimde, yine belirli bir acıma vardı. Yalnız insanlara karşı değil, fakat her şeyin, Hiç’in hayal oyunu olduğuna bakmadan savaşan, ağlayan, uman… Bütün dünyaya karşı duyulmuş bir acıma.