Aramızda, kağıt üstünde anlamını yitiren, tekrarı, hatta hatırlanması mümkün olmayan konuşmalardan biri başladı. İtalyan operalarındaki gibi, seslerin anlamı sözlerin anlamını bastırır ve tamamlar böyle konuşmalarda.
Kader beni bu namuslu kaçakçıların huzurlu ortamına niçin atmıştı? Bir kaynağın düzgün suyuna fırlatılan bir taş gibi huzurlarını bozmuştum onların, az kalsın bir taş gibi kendim de batacaktım!
“…Okumaya, çalışmaya başladım -öğrenmekten de sıkıldım- ne ünün ne de mutluluğun öğrenmekle ilgisi olmadığını anladım, en mutlu insanlar bilgisiz insanlardır çünkü, ün de bir talih meselesidir, ün kazanmak için becerikli olmak yetiyor.”