Simgeee

Türkiye'nin en mühim zenginliği Türklüktür. Bu bir kasaba hamaseti değildir. Türklük tarih içerisinde göçebe dönemlerden beri dayanmayı, teşkilatlanmayı ve şartlara göre değişimi bilen bir sistemdir. Bütün tarihin getirdiği ayrılıklara, kesintiye rağmen gerçekten Çin sınırlarından Tuna'ya kadar bir araya gelebilecek bir kültürel camia yaratmıştır, bir varlıktır. Bunların arasında zaman zaman soğukluk veya kopukluk olur. Ama bu ne Germen ne de Slav dünyasıdır. Türk dünyası bir şekilde her zaman için vardır. Dolayısıyla bizim stratejik önemimiz de zenginliğimiz de Türklüğün kendisidir. ... Oradaki ifade "Türkler" dir ve bu ifade kalmalıdır. Bugün "Türkiyeli" diye ortaya atılan tabir gülünçtür. Bu Türkiyelilik lafı belirsiz, dik ve kimlik iddiaları açısından tutar bir terimdir.
Sayfa 295·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Son zamanlarda Türk basınının belirgin bir kanadında İstiklal Savaşı'nın kumandanları ve sonraki hükümet ve devlet adamları arasında bir nevi satranç turnuvası tertipleniyor. Bu gülünç tavır birtakım uydurulmuş belge ve dedikodularla da temellendirilmek isteniyor. Ciddi tarihçiliğin yayılmadığı ve hem araştıran hem okuyanın ilgisi açısından çapraz okuma alışkanlığının edinilmediği toplumumuzda bunun sakıncalı bir gelişme olduğu açıktır.
Sayfa 279·Kitabı okudu
Bu arada Mustafa Kemal Paşa yılın son günlerinde Ankara'ya geldi ve 27 Aralık'ta Anadolu'nun o küçük ama tarihi bakımından önemli merkezi olağanüstü bir karar verdi. Bir şehrin halkı ilk defadır ki toptan bir siyasi karar veriyordu. Karara çok geniş zümreler ve kalabalık sayıdaki temsilcilerin katıldığı anlaşılıyor; şehrin tüccarları, uleması, tarikat şeyhleri gelen askeri heyete bağlılık bildirmiştir. Bu siyasi bakımdan da önemli bir gelişmeydi. Mücadelenin merkezi Ankara olacaktı.
Sayfa 172·Kitabı okudu
Çanakkale aslında dünya tarihinin akışını değiştirmiştir. Ortaya yeni bir Rusya ve yeni bir Türkiye çıkmıştır. Biz hiçbir zaman bir milyona yakın askerle böyle bir vatan savunması yapmadık. Bu vatan savunması çok geniş bir planda oldu. Ordularımız Galiçya'dan tutunuz Yemen'e kadar her cephede savaşıyordu. Askerlerimiz ardından da tekrar bir üç yıl daha mütareke devrinde savaşmak zorunda kaldılar. Birinci Dünya Savaşı'nda biz bir vatan ve millet olduğumuzu ispat ettik. Vatan için savaşan, millet için ölen insanlar başka yerde yoktur. Uzun savaşlarda gençlerimiz, zanaatkarlarımız, çiftçilerimiz, eli ayağı tutan herkes şehit oldu. Dört yıllık bu savaş, bize milli bir bilinç kazandırdı ve Cumhuriyet'i de işte bu bilinçle kurduk.
Sayfa 123·Kitabı okudu
... Bunun üzerine "Peki, o zaman neden savaşa gittiniz?" diye sorduğumda "Sen anlaman; devlet ister giderik" cevabını vermişlerdi. Aynı şekilde Gaz Mustafa Kemal Paşa'nın da İstanbul'da pekala rahat edebileceği pozisyonunu, Mütareke Dönemi'ndeki nazırlıkları ve unvanını kullanarak yaşamayı reddettiği, devleti yaşatmak için derhal Anadolu'ya geçtiği anlaşılıyor. Her sınıftan Türk insanını bu mistik devlet anlayışının etrafında toplayan işte bu içtenlik ve saygıdır.
Sayfa 14·Kitabı okudu