Salgın başladığı gibi ansızın bitti, hasarın niceliği de hiçbir zaman bilinemedi; saptanması olanaksız olduğundan değil, kendi felaketimizden duyduğumuz utancın bizim en olağan özelliklerimizden biri olduğundan.
Her şeye karşın, yüreğin belleğinin kötü anılarını sildiğini, iyileri büyüttüğünü, geçmişe katlanmayı bu hile sayesinde başardığımızı bilemeyecek kadar gençti daha.
Eline ne geçerse, yazgının bir buyruğuymuş gibi okuyordu; bütün o okuma yılları, okuduğu onca kitapta neyin iyi, neyin kötü olduğunu anlamasına yetmemişti.