''Keşiş gibisin.''
''Evet. Keşiş Aristo.''
''Hobin yok mu?''
''Tabii ki var. Boş duvarlara bakmak.''
''Belki rahip olursun.''
''Rahip olmak için Tanrı'ya inanmak gerek.''
''Tanrı'ya inanmıyor musun? Azıcık bile mi?''
''Belki birazcık. Ama çok değil.''
''Agnostik misin yani?''
''Tabii. Katolik agnostik.''
Bir keresinde kilisede ayin sırasında yanında oturuyordum. Ayakkabı bağcıklarını çözdü ve oturduğu yerde ayakkabılarını çıkarıverdi. Ona biraz garip baktım. Gözlerini devirip haçı gösterdi ve ''İsa ayakkabı giymiyor,'' diye fısıldadı.
İkimiz de otobüse bayılmıştık. Bazen tüm öğleden sonramızı otobüste geçiriyorduk. ''Zenginler otobüse binmiyor,'' demiştim.
''O yüzden sevmiyoruz zaten.''