Zira bu medeniyet;
Gerek inşa edilen gökdelenlerin yeryüzüne bıraktığı silüetler gerekse bu medeniyetin havarisi kesilen insanların " taşlaşmış kalpleri " dikkate alındığında, fiziksel ve ruhsal taşlaşmanın tam da kendisi gibi duruyor.
Hayatı sadece "mevcut dünyamızdan ve sahibolduğumuz bu ömürden müteşekkil bir süreç" olarak algılayan insanlar, ölümle birlikte yokluğa mahkûm olmadan önce, bu kısacık ömrü alabildiğine ve sınır tanımaksızın değerlendirmek isterler.
Eğer bizi yaratan sürekli geçmişimize Bakarak yaşamamızı isteseydi , gözlerimiz ensemizde olurdu ! Geçmişteki başarısızlıklarımızı sürekli gözümüzün önünde tutmak isteseydik , şakaklarımıza dikiz aynası koyardı! Geçmişteki başarısızlıkları ne unutun ne de büyütün.