Kişi, haksız olduğunda, kötülük ettiğinde, yanlış yaptığında, çirkin davrandığında değil; ilginç bir şekilde, tam tersine kendi haklı olup muhatabı haksız olduğunda, kendi doğru davranıp muhatabı yanlış davrandığında ortaya çıkar bu esrarengiz ve sisli hor görme duygusu.
Kişi iddialaştığı müddetçe, inatlaştığı müddetçe, haklılığı, aslında Tanrı için değil, kendi benliği için taşımış olur! İyiliği bile, aslında kendi nefsi için yapmış olur!
Bakın, olgun insan, haklı bile olsa inatlaşmıyor, iddialaşmıyor, cedelleşmiyor. Gerçek insan affediyor, bağışlıyor, selametle diyor. Bağışlamıyorsa bile intikam almak yerine meseleyi Allah'a ve onun adaletine havale ediyor.