Ay Işığı

Peygamberimiz davasını çöllerle kaplı bir coğrafyada tebliğ etti oğlum. Yaşadığı sıkıntıları biliyoruz. Onun ve ashabının çekmedikleri çile kalmadı. Bizler bambaşka bir coğrafyada dünyaya geldik. Çölün sıkıntılarını yaşamadık. Lakin hakikat odur ki oğul, bizler de insan çölüne düştük! Ömürlerimizi insan çölünde harcıyoruz.
Göz bakar da acep görür mü canı Kulak işitir mi ruhun sesini İnsan fırtınası sardı her yanı
"Yerin altındakiler, üstündekilerden daha fazladır. Ancak yerin üstünde olanlar, altında olanlardan çok azını bilirler. Onlar hatırlanacak izler bırakanlardır. Allah bizlere, güzel izler bırakarak, yerin altında iken de hatırlanmayı nasip etsin."
Başkalarına yardım edin çünkü yardım etmek üzere uzandığınız her el kendi elinizdir.
Aşık, duyarlılığındaki keskinlik sayesinde, var oluşunu doygunca duyumsar. Onu yeni bir iklime almışlardır adeta. Duyarlığındaki keskinliğin eşlik ettiği bir uyanıklıkla, bülbülü, sarı çiçeği, denizi, ceylanı, Geyve'nin güllerini başka türlü duymaya başlar. Bütün bu şeyler onunla birlikte bildik işlevlerinin ötesine sıçramışlardır. Şeylerin bir fayda için var olduklarına dair mutabakat bozulmuş, şeyler bir yarar ve işlev için değil, varlığa gömülü bulunan bir anlamı belirginleştiren sözcüklere dönüşmek üzere orada bulunmaya başlamışlardır. Aşk varlığı, bu zenginliğiyle, bu oylumu, bu derinliği içinde duymaya başlamıştır. Hayat ona, yeni ve yaratıcı bir yüzünü göstermiştir.