sf. 13 Göz kırpmak.
Vücudunu her zerresi tıkır tıkır çalışan insanlar olarak, hayatımızı ve dünyayı anlamlandırma konusunda içine düştüğümüz gevşeklik kuyusuna mazeretler aramak yarışındayız sadece.
Bauby'nin sadece sol göz kapağı ile yaşamanın hakkını bizden fazla verebildiği.
Seslerin duaya dönüştüğü bir seyrü seferden haberiniz yok. Küçük itiraflarda bulunmuyorsunuz O'na. Günahlarınızı tutup getirmiyorsunuz huzuruna. Keskin, samimi ve yalın değil dilinize gelen, avuçlarınıza gelen. Yalnız soğuk tekerlemeler ve otomatik formüller var. O'ndan istmeyi bilmiyorsunuz.
Alemin etrafınızda dönüşü sizi hiç ilgilendirmiyor. Toprağa söyleyecek bir şeyiniz yok. Suya söyleyecek bir şeyiniz yok. Havaya söyleyecek bir şeyiniz yok. Güle ve bülbüle seslenmiyorsunuz. Renge ve ışığa dokunmuyor sözleriniz. Görüntülerin dışında ve perdelerin içindesiniz. Nefeslerinizin bile sesi çıkmıyor. Alışmışsınız böyle yaşamaya; dışınızın içinde, içinizin dışında.
Siz gerçekten birbirinizle hiç konuşmuyorsunuz!
Birinizin söylediği, diğerine dokunamadan suya, havaya, toprağa karışıyor. Boşa gidiyor. Boşluğa düşüyor. Konuşma başonlarını dolduruyor. Konuşurken zorunlu bir görevi yerine getiriyorsunuz. Cümlelerinizin boynu kıldan ince. Anlamlarınız kaygan, ele gelmiyor. Konuştukça bir sessizliği büyütmekten başka bir şey yapmıyorsunuz.