İnsan yaradılışında mutlak ve kesin olan hiçbir şey yoktur. İçgüdünün özelliği de muhakkak ki, bir altüst oluş, kendini kaybediş, yoldan çıkıştır. Böyle olmasaydı içgüdü zekaya üstün gelir ve hayvanlar insandan daha iyi düşünebilirdi.
Hayvanlar, ruhlarımızın gözle görülebilen hayallerinden, kendi erdemlerimizin, kötülüklerimizin önünde dolaşan şekillerinden başka bir şey değildirler.
Bazı ruhlar yengeç gibidirler;durmadan karanlıklara doğru geri geri giderler, hayatta ilerlemekten çok, gerileyen tecrübeleri biçimsizliklerini arttırmak için kullanırlar, hep daha beter, gittikçe artan karanlığa daha çok bulanırlar.