Kübra Naz

“…Hayır, ben dünyaya bir kez geldim ve bir daha da gelmeyeceğim: ‘Genel mutluluk’ falan bekleyemem…Ben kendim için yaşamak istiyorum, yoksa hiç yaşamayayım, daha iyi… Ben yalnızca, cebimdeki rubleyi sımsıkı tutup, ‘genel mutluluk’ bekleyerek aç bir annenin önünden geçmek istemedim.”
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“Hepiniz birer gevezeden ve farfaracıdan başka bir şey değilsiniz! Küçücük bir acınız olsa, on paralık yumurtası için ortalığı birbirine katan tavuklara dönersiniz! Üstelik burda bile başka yazarların düşüncelerini çalarsınız! Ruhlarınızda bağımsız bir yaşamdan iz bile yok! İspermeçetten yapılmış yaratıklar! Damarlarınızda kan yerine serum dolaşıyor! Hiçbirinize inanmıyorum! İlk işiniz, ne pahasına olursa olsun insana benzememektir!”
“Bir kez hazır yemeye, başkasının emeğine yaslanıp asalak geçinmeye alışmaya görsün, işte böyle saati gelince herkes hünerini göstermeye başlar…”
“…Ama şu anda hiç kimseye, hiçbir şeye ihtiyacım olmadığını anlıyorum… Anlıyor musun? Hiçbir şeye… Kimsenin, hiç kimsenin ne yardımına, ne ilgisine ihtiyacım var… Ben… yapayalnızım…”
“İyi ama, ya ben yanılıyorsam?-diye haykırdı birden. -Ya insanoğlu aşağılık bir yaratık değilse? Yani genel olarak tüm insanlık, tüm insan soyu… O zaman geri kalan her şey boş bir inançtan, kuruntuya dayanan bir korkudan başka bir şey değil.. O zaman… hiçbir engel yok… Zaten olmaması da gerekir!…”