Ne istediği bas baya açıktı, kadının siyah kalem çekili gözlerinde kendi utanç verici halinin yansımasını görebiliyordu. O an ne yaşadığı umrunda değildi. Bir an önce sonuca varmak istiyordu. Elini, kadının saçlarından omuzlarına indirdi. Saç tutamları parmaklarından bir bir ayrılırken yüzünü ceylan gözlü kadının yüzüne daha da yaklaştırdı. Zihni pis bir lağıma dönmeye başlarken, bedenindeki titreme sadece kalbinin düzensiz çarpmasından dolayı değildi. Elleri daha önce bunu yüzlerce kez yapmış gibi ondan bağımsız hareket ederken, soğuk dokunuşları deydiği bedende ufak titremelere sebepti. Bir süre sonra iyice nefesleri birbirine karışmıştı. Adam sona geldiğinin farkındaydı, gereğinden fazla oyalanmıştı zaten. Pantalononun arka cebine sakladığı uzun, parlak ve sivri metali, saniyeler önce dudaklarının olduğu yere hızlıca sapladı ve aynı hızda çıkardı. Kolları arasındaki kadının çığlıklarını, kadının yüzüyle beraber kendi omzuna hapsetmişti. Kadının canı, adamın bedenine geçirdiği tırnaklarıyla beraber çıkarken; adamsa, kadının boynundan fışkıran kanın boşa gitmemesi için küçük sehpadaki, alelade bir alkolün doldurulacağı şekilli bardaklardan birine uzandı. Etrafı batırmaktan çekinmeden, aldığı bardağın içini kanla doldurdu ve kadının artık hareke etmeyen bedenini bir az önce yan yana oturdukları yere bıraktı. Her yer artık kırmızıydı ama adamın istediği tam olarak bu değildi. Kanla kaplı odadan hızlı adımlarla elindeki kan dolu bardakla çıkıp, küçük beyaz bir havluyla geri dönmüştü. İşini hızlı halletmesi gerekiyordu, kadının uzandığı koltuğun önünde dizleri üzerine eğildi. Havluyu kan kaplı zemine sürüp sonrasında bedeninde kan değmemiş yerlere sürmeye başladı. Kısa sürede iğrenç bir görüntüye kavuşmuştu. Kırmızıya bürünmüş havluyu son olarak kendi başının üzerine atıp