Babam da bir şekilde en mutlu anlarımızı berbat etmenin bir yolunu her zaman bulurdu. Çay soğumuş, yemek tuzlu olmuş, o komşu neden anneme günaydın demiş... Her bayram sabahı sapanın ucuna yerleştirilmiş taş gibi teyakkuzda beklerdik. Acaba babam bu kez neyi bahane edip sofrayı ve çocukluk anılarımızı hangi bilinmeze fırlatacaktı.
Söküp söküp tekrar örüyorum aynı hatalı motifi, büyük konuşup atmam dediğim her bir ilmeği... Memnun olmadım tanıştığımıza, pişmanlık benim göbek adım.