Hani insanlara yaralarınızı göstermeyin diyorlar ya, peki kendi babamızdan nasıl saklayacağız onları. Bu imtihanlar dolu dünyada insanın güvendiği limanı ebeveyni olmayacaksa sanırım bazı çocukların en çok ebeveynlerinden saklaması gerekiyor bazı yaralarını. Zamanı geldiğinde on ikiden vurmasınlar diye evlatlarını.
Hiçbirimiz bizdeki hiçbir nimetin kalıcılığından emin olamayız. İnancımızın bile. Bu nedenle kimseyi hor görmemek elzem. Yoklukta da kendimizi heba etmemek, Allah'ın yokluğu varlığa dönüştürmeye Muktedir olduğunu kendimize hatırlatmak elzem.
Sonuç olarak Allah bizi hor gördüğümüzün yerine koymaya da bizi yokluktan çıkarıp varlığına ulaştırmaya da varlıktan yokluğa düşürmeye de Kadir'dir.
Yüce Mevla'mız göz açıp kapayıncaya dek dahi bizi kendi nefsimizle baş başa bırakmasın.
"O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahman'ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?"
Mülk Suresi/3
Niyet etmek harekete geçmektir. Namazda, oruçta, abdest alırken hatta bir işe başlarken bile niyet ederiz. Neden? Allah zaten bilmiyor mu niyetimizi? Demek ki niyeti yüksek sesle duyurmanın hayırlı bir enerjisi var. Kime? Duyu organlarımıza, yani kendimize. Buraya bir not düşmek isterim. Önemli niyetlerimizi kendimize duyurmak kadar kendimiz dışındaki insanlardan saklamak da elzem.