Bu gibi durumlarda başkaları ne yapar bilmem, ama ben yalnızlığı ararım. Üzüntümü kimseye belli etmem. Herkesin derdi kendine yeter. Dişimi sıkar, üzüntümün geçmesini beklerim.
"Nereden öğrendin burada olduğumu?" diye sordum.
"Kütüphaneden geliyordum. Arabanın izini görünce tanıdım."
Bu karşılık benim için "seni seviyorum" demek kadar değerliydi. Demek düşünüyordu beni, teker izlerini arayacak kadar aklındaydım.
Radyoda müzik vardı, kopuzla çalınan, bildiğim bir türkü yayınlanıyordu. Bu türküyü ne zaman işitsem akşamüzeri bozkırda ilerleyen yalnız bir atlı gelir gözümün önüne. Engin bozkırda uzun bir yolculuğa çıkan insan neler düşünmez ki!