Yavaş yavaş uyuyordu istanbul.Yürekleri acı ve utanç dolu,ezik insanların,sokaklarda ayaklarını sürüyerek,başları eğik yürüyecekleri bir başka işgal gününe uyanıyordu.
Kader hep tekrar ederdi kendini Osmanlı ailelerinde.Kadınlar,kanamalar durdurulamadığı, iltihaplanmaların önüne geçilemediği için doğumda,erkekler cephelerde ölürdü.
Az ilerdeki elma ise mart güneşine aldanıp çiçeğe erken durmuş,ani bastıran soğukla don yemişti.Dudaklarına alaycı bir gülümseme gelip yerleşirken,tıpkı bizler gibi,diye düşündü Ahmet Reşat,azıcık ışık görünce hemen sevinen ve sonrada elleri böğründe kalan,enayi elma ağaçları!