Şairin beni bu havalar mahvetti, dediği güzellikteki havalar hep oralardadır. Zaman ya da mekán fark etmez, insan, olmadığı yerlerin özlemini duyar hep. Uzakları ister o, çünkü uzaklarda birileri zaten bir şeyleri yoluna koymuştur ve insan da uygun ve korunaklı bir yer bulmanın amacındadır. Oysa insanın kendi gerçeği, ayakları nın yere bastığı toprak güzel bir yer olmak için çaba bekler.
Kur'an'ın Mülk suresinin 2. ayetinde ölüm hiyerarşide de protokolde de hayatın önündedir. "Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu denemek için ölümü ve hayatı yaratan O'dur." Ölüm hayattan önce yaratılmıştır, zira ilahi maksat bellidir: Ölümü, geçici dünyanın yalanını yüzüne vurmak için görevli kılmak! Hayatla ilişkimiz elimizle kolumuzla ilişkimiz gibidir. Bünyemize ait bu organlara o kadar alışmışızdır ki varlıklarını bile çoğunlukla fark etmeyiz. Ne zaman elimize, kolumuza bir zarar gelir, kesilir ya da yaralanırsa onların doğuracağı noksanlıktan yola çıkarak varlıklarını hissederiz. Doğal ömür seyri içinde bile böyledir; önce organlar ölür, sırasını savar sonra insanı dünyaya bağlayan bedeni ve vücudu (mevcudiyeti) yok olur."