Peki, kim kurtaracak beni var olmaktan? Ne ölümdür istediğim, ne de hayat sıkıntılarla kuşatılmış arzularımın derinlerinde, ulaşılmaz bir mağaranın dibinde olduğu düşünen bir elmas gibi parlayan o öteki şey. Bu gerçek ve imkansız evrenin olanca ağırlığıdır o, yabancı bir ordunun, olmayan bir havada usulca solan renklerin sancağıdır, havada ise donuk, elektrikli bir beyazlık içinde uzak, duyarsız kıyılarıyla düşsel bir hilal yükselir.