Yan yana yaşadığımız varlıkları taklit ederek oynadığımız bütün roller başımıza yıkılsa bile yılmayalım-dürüstlükten değil, sadece biz, biz olduğumuz için; bir olmak, göçüp giden dış dünyaya ait şeylerle hiçbir ortak noktamızın olmaması demektir, varlığımız diye gördükleri şeyin üstüne çökseler bile.
Oyuncak bebek sofralarında yalancı tabaklar, tabaklarda yalancı yemekler vardı. Konuşma yetisinden ötürü başkalarını seven, yaşama hırsından dolayı onlardan nefret eden, tam olduğu gibi, yani şehvetli, bencil, kendini beğenmiş bir yaratık olarak hayatını geçiren insanoğlu, uyaksiz, mantıksız kelimelerle evcilik oynamaktan ne anlar?
Hayatta uyuyabilmekten daha büyük zevk tanımıyorum. Uyurken hayat ve sanat tamamen hükümsüz kalır, varlıklardan, insanlardan tamamen uzaklaşırsınız, hatırasız, yanılsamasız bir gecedir uyku - ve nihayet, geçmişin de, geleceğin de olmayışıdır...
Yazgı, günün birinde gelip hissetme yetisine sahip bütün ruhlarda, bir tiyatro oynarcasına sıkıntıların mahşerini oynar ve işte o zaman göklerle dünyalar hüznümüzün üstüne yıkılır.