20’li yaşlara kadar eğitim sistemi yüzünden o kadar hayatın gerçeklerinden kopuk bir şekilde yetiştiriliyoruz ki 20 li yaşlara geldiğimizde sudan çıkmış balığa dönüyoruz resmen. Hayatın gerçekleri hızlı bir şekilde yüzümüze vurunca ne yapacağımızı şaşırıyoruz ve hayatı sorgulamaya başlıyoruz. O yüzden çoğu insan kafası bulanık bir şekilde yaşıyor; kendini keşfetmeye yeni yeni başladıkları için.
İnsanoğlu zeki ve masum bir varlık değildir, bencil ve doğası gereği hayatta kalmaya odaklıdır ;dolayısıyla da empati yeteneği olsa da çok kısıtlıdır. O yüzden başka insanların fikirlerinin bizim hayatımızda büyük bir etkisi olmasına izin vermememiz lazım. Bizi kendimiz kadar bilen ve düşünen başka kimse yok ve çevremizin gördüğü sadece buzdağının görünen kısmından ibaret. Bu bahsettiğim şey birey olmak aslında; uzun zamandır popüler olup bizim ülkemizde gerçekliğe dönüşememiş bir şey. Çoğumuz birey olamıyoruz; sadece doğduğumuz yerde ve zamanda kendimizce bize sunulan şeyleri tüketiyoruz. Özgürlük içinde tutsaklık gibi bir şey. Bizim toplum birey olmaktan hem korkuyor hem de istese de çevresi yüzünden olamıyor. Günümüz depresifliğinin büyük bir nedeni bu yüzden. Ekonomi ve diğer sorunlar da eklenince işler iyice sarpa sarıyor.
Fikir dünyamda hep yalnız kalacağımı kabullendiğim gün hayatım daha kolaylaştı; İnsanlardan beklentilerimi rafa kaldırdım ve böylesi çok çok daha iyi. Keşke daha erken varsaymışım bu farkındalığa.