“Alışkanlıkları kırmak, rutinleri zorlamak ve değiştirmek her zaman en zenginleştirici ve en geliştirici deneyimlerin kapısını aralar. Hep aynı sorgulanmamış döngüler içinde yaşamak algı, düşünce ve tepki sistemlerinin hep aynı tekrarları sergilemesine neden olur. Fakat sırf zihnimizin otomatik algı ve yönetim devreleri nedeniyle önümüzdeki yeni fırsatları göremez, hayat amacımızı gözden geçiremez, çok daha iyi ve doyum içinde bir hayat kurabileceğimizi fark edemez, bizi sıkan yahut üzen şeyleri bir türlü değiştiremez, “mutluluk” sandığımız nice kölelikten kurtulamaz, anı biriktiremez ve neticede buradan giderken kendimizi çoğunlukla “ hevesi kursağında kalmış”, sürekli beklemede yaşamış, her şeyi ertelemiş ve belki de pişmanlıklarla dolu bir insan olarak bulabiliriz .”