Saîdü’l-Meşhur

Saîdü’l-Meşhur
@Kinas
Ümitvar olunuz; şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada, İslamın sadası olacaktır. Bediüzzaman Said Nursi
"Ben seni kötüleyemem hiç. Çiçekli bir yol vardı, yürüdüm derim. Ayaklarıma dikenler battı ama her ormanda böyle şeyler olur derim."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Öfkelenince neden bağırırız ?
Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş. Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş. Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.” “Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.” Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.
Bir gün yine kütüphanedeyim. İngilizce çalışıyorum ama görseniz nasıl canım sıkılıyor. Dedim bari sigara içmeye çıkayım. Çıktım dışarı yaktım marlboro’mu demek isterdim ama evde sardığım sigarayı saklaya saklaya çıkarıp yaktım. Her zaman olduğu gibi kulaklıklarımda takılı tabi. Karşımda da iki kız var marlboro çıkarmışlar ama yakacak çakmakları yok. Her neyse geldi bunlar yanıma biri çakmak var mı dedi. Kulaklığımı çıkarıp gözümle ne diyorsun gibi işaret yaptım. Buda çakmak diyorum çakmak var mı dedi ama sinirli bir şekilde. Zar zor öğrendiğim ingilizcemden “I don’t speak Turkish” dedim. Kızda ki hareketleri görseniz o sigarayı o kadar çok içmek istiyor ki çakmağı anlatabilmek için her şeyi denedi ama bende tık yok. Son olarak “I can not understand” dedim buda açtı telefondan çeviriyi bana “do you have a lighter” diyor. “hee çakmak var mı desene ya” dedim kız çılgına döndü çakmağı’da almadı.
Karanlıkta kitap okuyabilmek isterdim
Emel Sayın anlatıyor; O zamanlar tığ gibi delikanlı, cepte para çok. Oyuncu bir de, Mavi Boncuk filmini çekiyoruz. Bir gün setten çıktık eve gidiyoruz. Ben Lalelide oturuyorum. Kemal, benden önce çıktı. Herkes yevmiyesini almış, taksiyle giden gitti, kendi arabasıyla giden gitti. Ben baktım ki Kemal yürüyerek gidiyor; üç kilometre var gideceği yere. Her gün yürüyerek gidip geliyor. Merak ettim, nereye gidiyor bu adam böyle diye. Uzun süre yürüdü, sonra bir bankta bir adam yatıyordu. Kaldırdı adamı, bir şeyler konuştular, sonra cebinden para çıkarıp verdi. Şaşırmıştım. Sonra biraz daha ilerde bir lokantaya girdi, bir şey yemeden çıktı, oraya da para verdiğini görmüştüm… Bıraktım takibi, banktaki adama yaklaştım: ‘tanıyor musunuz o az önce size para veren adamı?’ dedim. 'Adını bilmem, sormam da, her gün para verir bana..’ dedi. Teşekkür ettim. Az ilerdeki lokantaya gittim: 'Az önce gelen beyin borcu mu var size?’ dedim. Tanımadılar beni: 'Kemal Abinin mi, yok hayır bize her gün evsizler uğrar, yemek yediririz, o da sağ olsun, onların yemek masrafını öder…’ dedi.. Ertesi gün Kemal'in yanına gittim. 'Sen ne güzel bir adamsın ya..’ dedim, ne olduğunu anlayamadı, sarıldım ağladım.. 'Ölme sen benden önce..’ dedim, ama dinletemedim…