Saîdü’l-Meşhur

Saîdü’l-Meşhur
@Kinas
Ümitvar olunuz; şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada, İslamın sadası olacaktır. Bediüzzaman Said Nursi
Bir gün yine kütüphanedeyim. İngilizce çalışıyorum ama görseniz nasıl canım sıkılıyor. Dedim bari sigara içmeye çıkayım. Çıktım dışarı yaktım marlboro’mu demek isterdim ama evde sardığım sigarayı saklaya saklaya çıkarıp yaktım. Her zaman olduğu gibi kulaklıklarımda takılı tabi. Karşımda da iki kız var marlboro çıkarmışlar ama yakacak çakmakları yok. Her neyse geldi bunlar yanıma biri çakmak var mı dedi. Kulaklığımı çıkarıp gözümle ne diyorsun gibi işaret yaptım. Buda çakmak diyorum çakmak var mı dedi ama sinirli bir şekilde. Zar zor öğrendiğim ingilizcemden “I don’t speak Turkish” dedim. Kızda ki hareketleri görseniz o sigarayı o kadar çok içmek istiyor ki çakmağı anlatabilmek için her şeyi denedi ama bende tık yok. Son olarak “I can not understand” dedim buda açtı telefondan çeviriyi bana “do you have a lighter” diyor. “hee çakmak var mı desene ya” dedim kız çılgına döndü çakmağı’da almadı.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Karanlıkta kitap okuyabilmek isterdim
Emel Sayın anlatıyor; O zamanlar tığ gibi delikanlı, cepte para çok. Oyuncu bir de, Mavi Boncuk filmini çekiyoruz. Bir gün setten çıktık eve gidiyoruz. Ben Lalelide oturuyorum. Kemal, benden önce çıktı. Herkes yevmiyesini almış, taksiyle giden gitti, kendi arabasıyla giden gitti. Ben baktım ki Kemal yürüyerek gidiyor; üç kilometre var gideceği yere. Her gün yürüyerek gidip geliyor. Merak ettim, nereye gidiyor bu adam böyle diye. Uzun süre yürüdü, sonra bir bankta bir adam yatıyordu. Kaldırdı adamı, bir şeyler konuştular, sonra cebinden para çıkarıp verdi. Şaşırmıştım. Sonra biraz daha ilerde bir lokantaya girdi, bir şey yemeden çıktı, oraya da para verdiğini görmüştüm… Bıraktım takibi, banktaki adama yaklaştım: ‘tanıyor musunuz o az önce size para veren adamı?’ dedim. 'Adını bilmem, sormam da, her gün para verir bana..’ dedi. Teşekkür ettim. Az ilerdeki lokantaya gittim: 'Az önce gelen beyin borcu mu var size?’ dedim. Tanımadılar beni: 'Kemal Abinin mi, yok hayır bize her gün evsizler uğrar, yemek yediririz, o da sağ olsun, onların yemek masrafını öder…’ dedi.. Ertesi gün Kemal'in yanına gittim. 'Sen ne güzel bir adamsın ya..’ dedim, ne olduğunu anlayamadı, sarıldım ağladım.. 'Ölme sen benden önce..’ dedim, ama dinletemedim…

Saîdü’l-Meşhur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·80 syf.·
2019 29. kitabı
Stefan Zweig
7/10 · 82bin okunma