Toplumun en tepesinden en tabanına kadar yayılmış sistematik ve göz göre göre gelen bir çürüme... Sonucunda da bu katliamlar, faili meçhuller, çeteleşmeler...
Ülkeyi ve toplumu daha güzel yarınlara taşımak yerine kendi devamlılığı için kendine taraftar biriktirme çabasına giren bir siyaset mekanizması...
Yetkilerini kendileri ve etrafındakilerin kişisel çıkarları için sonuna kadar kullanmayı kendine hak bilen hatta öncelik edinen, liyakattan uzak, siyasi otorite yalakası, popülist, eyyamcı bürokratlar...
Bürokrasi saçmalığında, babalarının annelerinin makamlarını, imkanlarını diledikleri gibi kullanıp, basit şımarıklılar ile başlayan ve giderek yozlaşıp toplumun başına bela olan züppe veletler.
Aileler tarafından şişirilmiş egoları, içi boş özgüvenleri ve kocaman duyarsızlıkları ile dijital dünyanın sonsuz karanlığında bir başına bırakılmış çocuklar, gençler...
Bilimsellikten, disiplinden, değer yargılarından soyutlanmış eğitim kurumları...
Sıradan halka farklı, bürokratlara, siyasilere, zenginlere farklı davranan hukuk sistemi...
Kahramanlaştırılan mayfa, toplumun her bir zerresine sirayet etmiş şiddet eğilimi ve mafyalaşma özentisi, doğallaşmış siyaset-mafya ilişkileri...
Ve de yukarıdakiler ve daha bir sürü benzer çarpıklığı normalleştiren, meşrulaşıtıran bir bakış açsına sahip bir toplum. İçler acısı haline ancak bir kaç gün ağlayan, sonra çarpıklığında yaşamaya geri dönen bir toplum. Bir avuç ayrıcalıklı zenginin cennetinde, cehennemi içselleştiren çürümüş bir toplum...