Twitter sahneye çiktığında, kimse onun bir gün insan zekâsının hız sınırlarını kırmızı ışıkta geçeceğini tahmin etmemiști. "Mikroblog" dediler adina; kulağa hem akade mik hem de demokratik geldi. Akademik literatürde buna "bilişsel fragmantasyon" denir, ama günlük dilde karşlği basit: derin düșünceyi blenderdan geçirip tek yudumda tüketmek. Tükettik biz de el mahkům, Tüketirken anlamı ve hikmeti de tüketip bitireceğimizi öngöremedik o dönem Yüz kırk karakterlik sınır, düşüncelerin çok boyutlu tartlşılmasını engelleyip yüzeysel ve kesik kesik paylaşımlara indirgedi. Bu sınirlama, dikkat süresinin kısaldığı, derinlikli düşüncenin yerini anlık tepkilere biraktığı bir iletişin biçimini beslemeye başlamıştı. İnsanlar kısa mesajlar atarak "konuştuğunu" iletişim kurduğunu zannetti. Gerçek zamanlı ve kapsamlı bilgi paylașımı fikri cazip gelse de bu hiz, bilgilerin doğruluğunu kontrol etmeye vakit bırakmadi. Yanlıș haberler, spekülasyonlar ve manipülasyonlar çok hızlı yayilirken; insanlar dogrunile yanlışı ayırt edemeyecek kadar hızlı bir akışta tam anlamıyla savruldu.
MESGULİYETİN PRESTİJ GÖSTERGESİ, asırı yoğunlugu başarıyla özdeslestiği bir dünyada yaşıyoruz artık demiştik. Sanki sürekli çalısmak ve stresle bas etmek bir meziyetmiş gibi, her gün ne kadar çok is yapabildiğimiz ile kendimizi tanımlıyoruz demiştik. Koşmayı çok iyi öğrendi- ğimiz ama durmanın nasıl bir şey olduğunu unuttuğumuz ○ zamanlardayız artık da demiştik
Şimdi sormak lazım; Gerçekten daha mı özgürüz, yok- sa sadece daha akıllı kafeslerimiz mi var? Yüksek binaların gölgesinde, akıllı telefonların soğuk ışığında, reklam tabe- lalarının "Sen farklısın!" yalanlarında boğulmuş bir insan lık, hangi özgürlükten söz ediyor?
İnsanlık, makinelerin ve bilimsel kesiflerin verdiği güçle sarhoș oldu. Her sorunu çözebileceğine, her engeli așabile ceģine inandı. Kas gücünü makineye, makineyi de zekāsına zimmetledi. İşin kötüsü, bunu da bir zafer sanmaya başladı "her șeye kadir" olduğuna inandi. Çelikten kanatlar taktık hayallerimize, sonsuzluğa kadar süzüleceğimizi düşündük açıkçası.