Kitab Ana ve Baba

"Yahu, simdi namaza duracağız. Kalbinizdeki parayı çıkarın, cebiniz eoyun. Allah sevgisini de kalbinize koyun, öylece huzura duralim! Paranin yeri ceptir, sevginin yeri de kalptir'"
Sayfa 105·Kitabı okuyor
Reklam
Başarı icin bilgi yetmez iman da gerekir. Ancak iman başka, inat başka şeydir", dedi ve devam etti "inat bakımından sen de bana benziyorsun. Zaten biz Türkler hep böyleyiz. Inadimizdan vazgeçmeyiz. Kendi bildigimiz yoldan gideriz Başımıza taş düşmedikçe, aklımız başımiza gelmez. Üniversitede kalman için yaplan teklifi kabul etmeliydin. Sen beni anlamıyorsun, ama ben seni çok iyi anlıyorum. Ne hayaller kurduğunu tahmir edebiliyorum : Simdi sen diyorsun ki, memlekete dönünce,bildiğim doğruları söyleyeceğim. Hakikatleri anlatacağım, halkımi aydinlatacağım. Öyle bir kamuoyu meydana getireceğim ki, kısa zamanda sivil halktan, öğretmenlerden, siyasetçilerden ve din adamlarından pek çok insanı yanımda bulacağım... Şunu iyi bil ki, insanlar doğruların yanında yer almazlar. Hak ve hakikatin peşinden kosmazlar: Onlar her zaman çikarlarının peşinden koşarlar. Eğer senin savunduğun doğrular, onlara bir fayda sağlayacaksa, o zaman senin yanında yer alırlar, ya da öyle görünürler. Yok eğer sağlamayacaksa senin doğruların, onların umurlarında bile olmaz. Senin hak ve hakikat aşkıyla dile getirdiğin doğrular, hele onların çikarlarına ters düşerse, hepsi birden sana düşman kesilirler. Bir anda hepsi birden seni yok etmeye, çiğ çiğ yemeye çalışırlar. Bu saydığım zümreler içinde, seni en çok din adamlarına güveniyorsun,Oyle değil mi?, o heriflerle hiçbir şey yapamazsin."
Sayfa 79·Kitabı okuyor
"Duâ işte böyle yapılrsa ibadet olur!"
Sayfa 50·Kitabı okuyor
O gece, Peter'le birlikte yirmi kadar kilise ve katedrali gezip dolastılar. Her yerde gördükleri, üç aşağı, bes yukarı birbirinir aynıyd1. Nurettin, tahmin etmediği bir gerçekle karşı karşıya kalmıştı. O da şuydu: Bu Noel gecesinde, kiliselere akın eder kalabalıkların büyük çoğunluğu üst tabakaya mensup varlıkh ve avdın kesimden olan insanlardı. Görüldüğü kadarıyla çok az da fakir ve isci kesimindendi. İste bunu beklemiyordu. istanbu benzeri bir şeyler göreceğini sanıyordu. İstanbul'da da mübarek gecelerde, cami cami gezip, dolaşma âdeti vardi. Ancak cemaatin büvük bir kısmı fakir ve orta kesimdendi.
Sayfa 49·Kitabı okuyor
Gençlik yillarında, Ziya Gökalp'in ırkçılğa dayanan milliyetçilik görüşüne ilgi duymus ise de, daha sonra o günün şartlarında Pantürkizm anlamındaki ırkçılığn bir hayal olduğunu anlamış ve bunun Anadolu gerçeğiyle bağdaşmadığını fark ederek, bir milletin kendini kurtarmadan kimseyi kurtaramayacağına inanmış ve kendisini Anadolu'nun kalkınması dâvâsına adamıştır. Onun bu anlayışa varmasında Fransızların kendi milli kültürlerine verdiği önemin büyük pay olduğunda hiç şüphe yoktur. Milli kültürü yok sayarak ve yok etmeye çalışarak, o milleti ilerletmek söyle dursun, ayakta tutmak bile mümkün olmaz. O yıllarda, başta din olmak üzere, müzik, giyim kuşam örf ve âdetler gibi kültürel değerlerin hemen hepsi, "mâni-i terakki" yani, gelişmeye engel diye kabul ve ilan edilmişti Bu engellerden kurtulmadikça medeni bir millet olunamayacağı iddiası, bir saplanti halinde aydınların kafasına sokulmus ve nerdeyse inkâr edilemez bir hakikat haline gelmişti. Tanzimat kafası denilen fikrin millete dayattığı buydu. Buna göre; bir an önce, dini ve manevi değerlerden kopmak ve kurtulmak gerekiyordu. Oysa millî değerlerinden kopmuş bir halkın, daha da barbarlaşacağı kesindi
Sayfa 42·Kitabı okuyor
Reklam