Kötülük bizim en derin doğamızın bir parçasıdır; kötülük kolaydır, sıradandır, kendiliğindendir; kötülük için çaba harcamaya gerek yoktur, direniş de görmez. Kötülük kestirme bir patika iken, iyilik aşılması gereken bir yoldur. Yalnız başına yürünecek, tatsız, güç ve genellikle de şöhretli olmayan bir yoldur; ve bu yolda pek çok kez tökezlenip düşmek işten bile değildir.
***
İyi insanlar yoktur, sadece bilinçli ve bu yolu yürümeyi kabullenmiş insanlar vardır; onlar, alışılmışın yüzeyselliğini ve önyargının tuzaklarını reddeden kişilerdir; kaldi ki bu önyargi, "geleneklere karşı" diye tanınan kişilerin yanılsama sonucu özgür gibi görünen zihinlerinde hızla gelişmektedir.
İyilik son derece ciddi bir şeydir çünkü kötülük son derece ciddi bir şeydir. Bu noktayı görmezden gelmek demek varoluşun en yüzeysel ve yavan katmanında yaşamaya mahkum olmak demektir. Gazetelerin modalarına uyarak elverişlilik ya da en basitinden tembellik nedeniyle iyi olunmaz. İyilik son derece zorlu bir yürüyüştür ve bu özelliği ile ölçülülüğün ne denli acil bir durum olduğunu bilir. Ve de gücün. Çünkü iyilik, sevgi gibi, ruhun o büyük sonsuz gücünü ister.
Arzu ettiğim tek şey, her şeye bir tekme atmak ve kendi yaşantımdan çıkıp yitmek, üstelik bütün bu yaşamı ben oluşturdum ve oluştururken de çok çaba harcadım.
Ne kadar saldırıya uğrarsa uğrasın, masumluk her zaman içimizdedir ve bize kökenimizdeki koşulları, ne benim ne senin, ne doğru ne de yalnış kavramlarının olmadığı, sadece bakışların ve yüreğin sevgi dolu katılımının var olduğu dönemi anlatır. Belki de yıllar ve acılar onu buz kalıplarının altına itmişlerdir, belki de öylesine derin korkuların altına gömülmüştür ki, biz onun artık olmadığını sanırız. Oysa o her zaman orada, başlangıçtaki serin duruluğu ile fışkırmaya hazırdır.
“Tanrı olmayınca, her şey mümkündür” diye yazmıştı Fyodor Dostoyevski.
Keder dolu şu son yıllarda hepimizin yaşadığı bu değil mi? Gökyüzü artık bomboş ve bu göze çarpan çıplaklık içerisinde parlak ve büyük bir yıldız gibi yükselen bireysel ego değerini yitirmesinin gözle görülür belirtileri ego’nun bu totaliter tavrı üzerinde yükseliyor: Hoşgörüsüzlük, ırkçılık, sevecenlik ve paylaşma yoksunluğu, dinleme beceriksizliği.