Dozunda alınan sakinleştirici gibi, belli bir miktarda hayal kurmak da faydalıdır.
Zihnin ve emeğin bazen şiddetli olan ağrılarını dindirir ve saf düşüncelerin sert çıkıntılarını törpüleyen, sağda solda eksiklikleri ve aralıkları dolduran, dağınıklıkları birbirlerine bağlayan hafif ve serin bir buğunun ortaya çıkmasına neden olur. Ama fazla hayal insanı sular altında bırakır, boğar. Düsüncelerinin yerini tamamıyla hayaller almış zihin emekçisinin vay haline!
İşin içinden kolayca sıyrılacağını sanır ve her seferinde hep aynı şeyi söyler. Yanılgı!
Düşünce zihnin, hayal hazzın ürünüdür.
Düşüncenin yerine hayali koymak yemeğe zehir koymaya benzer
Üstelik aylardan marttı ve kış bitiyordu, kış her zaman için hüzünlerimizin bir bölümünü beraberinde götürür; ardından yazın başlangıç noktası, tüm şafaklar gibi taze, tüm çocuklar gibi neşeli nisan geldi, yeni doğduğu için ara sıra yağmur olup ağlıyordu. Nisanda, doğada gökyüzünden, bulutlardan, ağaclardan, çayırlardan geçerek insanın yüreğine yayılan büyüleyici ışıltılar vardır.
Her seyin arkasında Tanrı vardır, her şey Tanrıyı gizler.
Nesneler siyahtır, yaratıkların rengi donuktur. Bir varlığı sevmek onu şeffaflaştırır.
Bazı düşünceler dualara benzer. Beden hangi konumda
olursa olsun ruhun diz çöktüğü anlar vardır.