Perdeyi aradan çekin;
Aynalar konuşacak sırrı
Beyhude değil teşbihlerin hiçbiri
Çünki hiçbir şey yazıldığı gibi okunmaz;
Ne dil ne tarih ne de şiir.
Okudun canlıydı yaşam,
Yaşadın dünyaydı insan...
Bilmem kaç milyon yıl olsa da galaksinin ömrü,
Ki anlama değdiğinde başlamıştı zaman
Hepimiz bu anlamda aynı yaştayız.
Fakat dokundular,dokundular ah!
Dünyayı kendi biçimlerine benzetecek kadar.
Önce akın akın kuşatıldı hayaller,
Yağmalandı bütün bereketli çağ,
Bir hayalet gibi dolaşırken sokakları,
Adımbaşı duvar yazılarına kör,
Merhamet iniltisine sağır,
Ağır ağır unuttuk varoluş yazgımızı.
Bir perde çekilerek güneş yoluna,
Örtüldü ışığın oylumu,
Karanlık kendini doğurdu...
Sonra korkular ele geçirildi,
Korktuğunu susmaya başladı herkes,
Derken suya yürüdü bir ağacın kökü,
Gövde besledi,
dal besledi,
umut besledi,
Ressamın ödevi doğaya büsbütün dalmak,olanca aklını kullanıp,olanca duygusunu eserine koymaktır ki,başkalarınca anlaşılır hale gelsin eser.Satış için çalışmaksa,asıl iyi yol değildir bence,sanatseverlere boş vermektir.
Ancak, çok iyi anlaşan eşlerin, birbirine büyük bir aşk besleyen eşlerin bile, birbirinin yüreğindekileri bütün çıplaklığıyla görmesi mümkün değildir bence. Böyle bir şeyin olması için çabalasanız bile kendinizi üzmekle kalırsınız, o kadar. Ama bu niyetinizde samimiyseniz, gayret ettiğiniz takdirde, gayret ettiğiniz ölçüde karşınızdakinin içini görebilirsiniz. Zaten nihayetinde hepimizin yapması gereken kendimizle açık yüreklilikle uzlaşmayı başarmak değil midir? Karşımızdakini sahiden görmenin, kendi içimize, taa dibimize kadar dosdoğruca bakmaktan başka bir yolu yoktur. Ben böyle düşünüyorum.”