Biliyorum ki, insanı asıl büyüten şey, ona uzanan eller değil; o ellerin gelmediği yerde, titreyen dizlerinin üzerinde doğrulup kendi elleriyle ayağa kalkmasıdır.
Kurtarıcı gelmediğinde öğrendim; en büyük gücün, korkunun içinde yüzüp yine de adım atabilmek olduğunu.
En derin yaralarımı kimse kapatmadığında gördüm; iyileşmenin, başkalarının tesellisine değil, kendi şefkatine yaslanmakla mümkün olduğunu.
Anladım ki, bizi “biz” yapan şey, başkalarının varlığı değil; yokluklarında bile hayata tutunma cesaretimizdir.