Kitap Kurdu profil resmi
Kitap Kurdu kapak resmi
Mesaj atmayın ve her beni takip edeni takip edemiyorum çünkü çalışmam gereken bir sürü ders var ayrıca gitmem gereken bir okulum var.
J.K. ROWLİNG
Rick RİORDAN
Öğrenci
Bahçeşehir Koleji
Satürn
Kayseri
111 okur puanı
28 Ağu 14:37 tarihinde katıldı.
Mesaj atmayın ve her beni takip edeni takip edemiyorum çünkü çalışmam gereken bir sürü ders var ayrıca gitmem gereken bir okulum var.
J.K. ROWLİNG
Rick RİORDAN
Öğrenci
Bahçeşehir Koleji
Satürn
Kayseri
111 okur puanı
28 Ağu 14:37 tarihinde katıldı.
  • Kitap Kurdu yorumladı.
    112 syf.
    Sanırım ilköğretim çocuklarına tavsiye ediliyor bu kitap, öğretmenleri tarafından. Çocuk kitabı sananlar olabilir bu yüzden. Oysa şu yaşımda (birkaç sene önce okudum ama otuzlar demek oluyor bu) okumama rağmen gönül rahatlığıyla bu kitaba küçük kaldığımı söyleyebilirim.

    Yeri gelmişken bir şey daha söyleyeceğim. Zaten çarpık çurpuk olan eğitim sistemimizle ilgili. Bu söyleyeceğim tam olarak benim değil aslında. Ben de bunu büyük hocalardan duymuştum. Şöyle ki:

    Gelişmeye çalışan ülkeler eğitim yatırımını alt düzeye yapmalıdır. İlerlemiş ülkelerin aksine gelişmeye çalışan ülkelerin lisans ve üstüne yaptığı yatırım kesinlikle bekleneni vermeyecektir. Şekil A: Türkiye. Bakınız bu ülkenin %33'ü lisans mezunu. Gelişmiş ülkelerden bile fazla:) Oysa kaliteyi görüyorsunuz. Halbuki ilköğretime aynı ilgiyi gösterseniz her şey farklı olacak.

    Ayrıca şunu da ekleyeyim. Hemen hemen hepimiz ilköğretim görüyoruz. Bu sayede toplumun %100'üne yakın bir taban eğitim alınmış olacaktır. Siz yukarıdakilerle uğraşmaya devam ettiğiniz sürece aslında asıl eğitilmesi gerekenler neredeyse hiçbir şey almadan ortalıkta dolaşan kalabalığı oluşturuyor. Trafikte, sokakta, markette ya da her an ülkenin bir yerinde karşılaştığınız insanlar bu, en alt düzey eğitimi bile doğru almadıkları için: bu haldeyiz.

    Okumaya niyetli olan zaten okuyacaktır (lisans ve üstünü kastediyorum). Asıl derdimiz okumaya niyeti olmayanları niyetlendirmek. Başka bir deyişle daha onlar küçükken en azından asgari bir eğitim potansiyelini onlara sunmak, kabul ettirmek ve içlerine sindirmek.

    Bir de şunu unutmayalım. Kimin işine geliyor bu ülkede eğitimin düzgün olmaması? Kesinlikle siyasetçilerin. Çünkü eğitim arttıkça kişi anlamaya, sorgulamaya, daha iyisini istemeye, sürüden ayrılmaya ve birey olmaya çalışacaktır. Soruyorum size. Cahil kalabalığın oyu mu daha ucuzdur yoksa eğitimiyle çok daha ilerlemiş insanların oyu mu?

    Eğitimde kalite olmasın, ilk, orta, yüksek, her düzeyde diplomalı insanlar olsun. Ama eğitim kaliteli olmasın. İnsanların diplomaları olsun fakat cahil olsunlar. Bunu kim ister? Kolay oylara talip olanlardan başka!!!

    Kısaca; eğitimimizi arttırmamızı sağlayacak olanlar (siyasiler) asıl cahil kalmamızı isteyenler olabilir gibi görünüyor. Zira koyun her zaman, çobandan daha kolay itaat edecektir.

    Son olarak, bu kitabın ilköğretim öğrencilerine okutulmaya çalışılmasını yukarıdaki görüşlerime paralel olarak çok doğru buluyorum.
    Kitap Kurdu
    Bence de çocuk kitabı değil
    BELİNAY Bozkurt
    Çocuk kitabı değil ama çocuklarda okuyor yani büyük te küçük te bu kitabı okuyor.
  • Kitap Kurdu bir yorumu yanıtladı.
    Merhaba sevgili okurlar. Uygulamalarımızın yeni sürümleri yayınlandı.
    Yeni güncellememizde, sizlerden gelen geri bildirimleri de dikkate alarak Gece Modu özelliğini geliştirdik.
    -Gece modunu hesap sekmesinin (sağ alt) sağ üstündeki ampül simgesine tıklayarak ayarlayabilirsiniz.
    -Gece modu özelliğimiz hem Android hem de iOS uygulamarını kapsıyor.
    -iOS'un genel ayarlarından gece modunu ayarladığınızda 1000Kitap da bu ayara göre kendini ayarlar. Dilerseniz ayarlardan bunu kapatabilirsiniz.

    Diğer özellikler:
    -Okur, kitap, yazar ve mesajlaşma sayfalarının görünümleri daha sade, şık ve işlevsel olacak şekilde geliştirildi.
    -Gönderileri kaydetme, dışarıda paylaşma, gönderilerin ekran görüntüsünü alma gibi özelliklere artık daha kısayoldan erişebilirsiniz.
    -Barkod ile kitap arama özelliği artık daha iyi çalışıyor.
    Ramazan...
    1000kitap' in amacı dışında kullanılması bir çok gerçek okuru (edebiyat felsefe vs.. gibi konuları konuşan tartışan, kitap odaklı) kisileri burdan uzaklaştırdığı gibi. Diğer sosyal ağlardan fark kalmamaya başladığını görmekteyiz.
    Bu sebepten dolayı iletilere günlük kısıtlama getirilmesini daha faydalı olacağını düşünüyorum.

    Böyle bir şey olursa site talep oranını belki biraz düşeceği, bunun da belki reklam gelirlerine biraz yansıyacağı bir gerçek.
    Ama sonuç itibari ile 1000 Kitap kalitesini de artıracağı gerçeğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor...
  • Kitap Kurdu bir yorumu yanıtladı.
    Merhaba sevgili okurlar. Uygulamalarımızın yeni sürümleri yayınlandı.
    Yeni güncellememizde, sizlerden gelen geri bildirimleri de dikkate alarak Gece Modu özelliğini geliştirdik.
    -Gece modunu hesap sekmesinin (sağ alt) sağ üstündeki ampül simgesine tıklayarak ayarlayabilirsiniz.
    -Gece modu özelliğimiz hem Android hem de iOS uygulamarını kapsıyor.
    -iOS'un genel ayarlarından gece modunu ayarladığınızda 1000Kitap da bu ayara göre kendini ayarlar. Dilerseniz ayarlardan bunu kapatabilirsiniz.

    Diğer özellikler:
    -Okur, kitap, yazar ve mesajlaşma sayfalarının görünümleri daha sade, şık ve işlevsel olacak şekilde geliştirildi.
    -Gönderileri kaydetme, dışarıda paylaşma, gönderilerin ekran görüntüsünü alma gibi özelliklere artık daha kısayoldan erişebilirsiniz.
    -Barkod ile kitap arama özelliği artık daha iyi çalışıyor.
    Nurullah
    "İletiler" e fotoğraf ekleme özelliğinin gelmesi gerektiğini düşünüyorum. 😊
    Kitap Kurdu
    Bence gelmesin kimin ne amaçla kullanacağı belli olmaz gerçi gerilmekten kullananlar için iyi olurdu ama
  • Kitap Kurdu yorumladı.
    Merhaba sevgili okurlar. Uygulamalarımızın yeni sürümleri yayınlandı.
    Yeni güncellememizde, sizlerden gelen geri bildirimleri de dikkate alarak Gece Modu özelliğini geliştirdik.
    -Gece modunu hesap sekmesinin (sağ alt) sağ üstündeki ampül simgesine tıklayarak ayarlayabilirsiniz.
    -Gece modu özelliğimiz hem Android hem de iOS uygulamarını kapsıyor.
    -iOS'un genel ayarlarından gece modunu ayarladığınızda 1000Kitap da bu ayara göre kendini ayarlar. Dilerseniz ayarlardan bunu kapatabilirsiniz.

    Diğer özellikler:
    -Okur, kitap, yazar ve mesajlaşma sayfalarının görünümleri daha sade, şık ve işlevsel olacak şekilde geliştirildi.
    -Gönderileri kaydetme, dışarıda paylaşma, gönderilerin ekran görüntüsünü alma gibi özelliklere artık daha kısayoldan erişebilirsiniz.
    -Barkod ile kitap arama özelliği artık daha iyi çalışıyor.
  • Kitap Kurdu yorumladı.
    Kitap okurken rastgele, gevşek ve yorgun bir kafa ile okuyoruz. Kitabın bize faydalı olan olasılığını yaratmıyoruz. Oysa tüm kuvvet makinemizi harekete geçirmedikçe iyi okumaya olanak yoktur. Bizden daha güçlü bir kafa, bize birtakım fikirler telkin etmek istiyor. Biz onları okuduğumuzu sanıyoruz. İşte, bu bizi aldatmaktır
    Büyük bir ün kazanmış hiçbir kitap yoktur ki en az iki kez okunmadıkça okunmuş sayılsın. Büyük bir kitabı, büyük bir adamı dinler gibi çok dikkatli okuyunuz. Bütün bilincinizle ve bütün ruhunuzla okuyunuz. Satırlar üzerine düşününüz. Ancak o zaman kitap sizin kişiliğinize girer, sizden bir parça olur, hayatınızı ve düşüncelerinizi etkiler.
    Kitap Kurdu
    Üşenmeden okuyun okunması gereken bir yazı
  • Kitap Kurdu yorumladı.
    528 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    Evimde rahat koltuğuma oturmuş bir vaziyette bu incelemeyi yazıcağım için şimdiden bir vicdan azabı çekiyorum.öncelikle Martin Eden Sadece bir aşk romanı yada bir macera romanı değildir! jack londan'ın hayatının bir bölümünün romana kurgulanmış halidir.

    Zor zamanlarda hepimiz bir hedef oluşturur ve bu hedefe bağlı kalacağımızı söyleriz ama rahat yüzünü gösterdiğinde rahatın yüzünü okşar ve yazgımızın nedenini kendimizin dışında ararız.İşte Jack london bizim gibi bu zor zamanlarında bu
    sözleri vermiş ama yaşadığı zorlukları hiç unutamadığı için rahat yüzünü gösterdiğinde günde 20 saat çalışarak rahatın yüzüne şamarı patlatmıştır.

    Bağlı olduğu alt tabakanın kimliğini taşıyan denizci çocuğun(Martin Eden) Ruth ismindeki kızın erkek kardeşini serserilerin elinden kurtarmasıyla başlar otobiyografik romanımız

    Kurtadığı genç tarafından yemeğe davet edilir
    Bizim fakir ve eğitimsiz Martin'imiz kurtardığı gencin kız kardeşinin görür görmez aşık olur .
    Bu tanışıklık sonrasında aşık olduğu kızın farklı bir sosyal sınıfa ait olduğunu anlar.Kıza duyduğu aşk ,kendisinin motivasyonunu sağlayacak ve aradaki sınıfsal farkı eritmek için gereken gayreti verecektir.

    Bu romanı okuduktan hemen sonra jack london!un diğer kitaplarını okumaya başladım kendisine hayranlığım her kitabın da katbekat artıyordu ve son olarak yazarın biyografisini okudum ve yaşadıklarının yanında bu roman
    evrende dünya kalıyordu size naçizane tavsiyem önce biyografisini okuyup daha sonrasında kitaplarını okumanız.
    şimkdi sizlerle jack london 'ın hayatı hakkında kendi deylimyle yük hayvanı olduğu dönem hakkında az da olsa bilgiler sunacağım.Yazarın biyografisini başka kaynaklardan
    okumak isteyenler bu kısmı atlayabilirler.

    1875'te Flora (jack london'ın annesi) William Channey'e (babası) hamile kaldığını söylmesi üzerine, William Channey bir daha geri dönmemek üzere florayı ve henüz doğmamış oğlunu terk etmişti.
    12 ocak 1876 da terk edilmiş ve umutsuz bir durumda olan flora Channey john Griffith(jack london'a doğduğunda verilen isim) adında gayrimeşru bir çocuk dünyaya getimiş ve 2.evliliğini John London adında kısmen sakatlanmış bir
    iç savaş gazisi ile yapmıştı.Böylece bizim jack'in serüveni başlamıştı.

    Jack London ilk okulu bitirdikten sonra kavanozlara turşu doldurmak için ayda 50 dolara, günde 16 saatten daha uzun süre çalışıyordu. Kapitalist sistemin dönen çarklarına henüz kolunu kaptıran jack, daha sonrasında bütünen yutulacağı bu canavara karşı duyacağı nefretin ilk kıvılcımını ateşlemiş ve bu gencin yüreğinde sosyalist karakterin oluşmasına zemin hazıramıştı.

    Daha küçükken doğaya karşı büyük bir hayranlık duyan jack London, tekne almak için bir kaç ay boyunca annesinden gizli bir şekilde para biriktirmişti.
    Bunu öğrenen annesinin Jack'ten parayı istemesi üzerine, Jack istemeye istemeye parayı vermek zorunda kalmıştı. Bir yandan gazete dağıtıcılığı yapan bir yandan da fabrikada çalışan jack london bu zamanlarını yük hayvanı olarak nitelendiriyordu.
    jack 2.denemesinde yelken için gerekli olan parayı biriktirmiş ve bunun neticesinde kendi başına yelkenciliği öğrnemişti.
    Henüz o yaşlarda kitaplara meraklı olan jack vücunun bitap düşmesi yüzünden bu hobisinden uzak durmak
    zorunda kalmıştı.aylarca çalıştıktan sonra jack yeni kelimeler öğrenmeye başlamıştı.

    Etrafında bulunan yobaz ve bağnaz insanlar tarafından göz hapsine alınan jack, kitap okuduğu esnada, kitaba odaklanır,çevresindeki kimseyi görmez ve kitapla bütünleşirdi.
    Fakat maddi olanaksızlıklar yeniden jack London'ın ailesinin yakasına yapışmıştı. Babasının durumuna üzülen ve elinden hiçbir şey gelmeyen Jack, kendisni arkdaşlarıyla birlikte içki masasında bulmuştu.
    İlk defa ümitsizlik jack london'ın ruhunu kuşatmış ve onu kör kütük sarhoş etmişti.Rıhtımdan aşağı inerek teknede uzanmak isteyen jack, tekneye zıplarken düşmüş ve akıntıyla birlikte sürüklenmişti.
    Hayatının böyle sona ermesini isteyen jack'i kendisine getiren soğuk sular olmuştu.4 saat boyunca suda kalmış ve uyandığında kendisine bir söz vermişti.her ne pahasına olursa olsun, sefil varoluşuna boyun eğmeyecek
    ve bu uğurda ne gerekiyorsa yapacaktı.

    17 yaşına geldiğinde bir fok gemisine usta gemici olarak kaydoldu.Yeni mesleği ile ilgili her şeyi azim ve sabırla kısacık sürede öğrendi.işinde disiplinli ve kararlıydı.
    Yaşça küçük olduğu için kendisinden büyük olanların nefretin kazanmıştı.
    Ve mürettebatın saygısını kazanmak için gemideki demirbaşlardan biri olan koca kızıl john ile kavgaya tutuşmuştu; çok ağır yaralar almasına rağmen rakibinin boğazına yapışan genç denizcimiz jack,zafer çığlıklarıyla bu kavganın kazanan tarafını belli etmişti.Artık o denizciler arasında saygın bir kişilikti.
    ve gerçek hayatta kurt olabilmek için daha çok fazla mücadalelerden geçmek zorunda kalıcaktı.
    Zaferin ruhunda açtığı mutluluk, gecenin karanlığında kükreyen tayfununun korkusuyla bertaraf oldu.Geminin komutasını alan genç denizci jackti. Bu olay hakkında

    ''Tüm yelkenleri toplamıştık,Fırtınada çıplak direklerle ileriyorduk; yine de ıskuna her an parçalanacak gibiydi.Denizde iki yüz metre genişliğinde yarıklar açılıyor,rüzgar dalgaların tepesindeki köpükleri ufalıyor, su zerrecikleri
    her yere öyle bir savruluyordu ki, aynı anda iki dalgayı birde görmek mümkün olmuyordu.
    Neredeyse kontrol edilemez haldeki geminin küpeştesi bir iskele, bir sancak istikametine yatıyor, sürekli güneydoğudan güneybatıya dönüp rotadan sapıyor, sular bordanın altında kabarınca , ortasından delinecek gibi oluyordu.
    Gerçekten delinseydi,geminin tüm mürettebatıyla birlikte battığı ve kendilerinden bir daha haber alınamadığı bildirilirdi. Bir keresinde dalgayı pupadan yedik.Dalganın gelişini gördüm ve yarı boğulmuş vaziyette, üzerime inen tonlarca suyun altında ,ıskunanın delinecek gibi olduğunu fark ettim.
    bir saatin sonunda, nöbet değiştirdiğim zaman,terler içinde ve tükenmiş haldeydim.ama başarmıştım.'' diye yazmıştı.

    7 ay sonra ailesinin yanına dönen jack, kazandığı bütün parayı ailesini vermişti. Ailesine maddi yönden katkıda bulunmak isteyen jack london ekonomik krizin mağdurlarından biri olmuştu
    Kendisine göre bir iş bulamayınca , yeniden bir yük hayvanı olmak zorunda kalmış ve Hint keneviri imalathanesinde bir işe girmişti.

    Bir makale yarışmasının yapılacağını öğrenen ve oğlunun yeteniğinin farkında olan flora zorlada olsa oğlunu bu konuda ikna edecek ,2 gün boyunca uykusuz kalmasına neden olacak ve ona 4 bin kelimelik kusursuz bir metni kaleme aldıracaktı.
    Her gün Hiç aksatmadan 20 kelime öğrenmesinin ve sürekli kitap okumasının meyvesini toplayacak ve yarışta birinciliği kazanacaktı.

    özgüveni tazelelen jack london bir kaç hikaye daha kaleme alacak ama bunlar hüsran ile sonuçlanacaktı.
    kendisine vaat edilen zammı alamayan jack, kenevir imalathanesindeki işinden ayrıldı.
    18 yaşına basınca Oakland Halk Kütüphanesi ile daha fazla haşır neşir oldu yüzeysel bilgiden sıyrılıp konuların derinine inerek kabuğundan sıyrılıp, herşeyi bir hedefe göre düzenledi.
    Ekonomik kriz yüzünden bir çok iş yeri iflas etmiş ve işsiz kalan halkın büyük bir çoğunluğu çözümü intihar etmekte bulmuştu.
    Bu dönemde iş bulamayan jack babasına yük olmamak için yürüyüşlere katıldı.
    Küçüklüğünden beri hayran olduğu niagara şelalesini görmek için New York eyaletine buffalloya gitti
    Bir polis tarafından serseri damgası yiyip 30 gün boyunca hapishanede yatmak zorunda kaldı.hapisten çıktıktan sonra tekrar kömür kürelemek için işe girdi.Yaşadığı olaylar,içindeki sosyalist kimliğin dışarı çıkmasını sağlayacak
    ve Oakland halk kütüphanesinde tanışacağı eski ingiliz profösor irons Bamford tarafından eğitilecek ve yön verilecekti.

    19 yaşına basmış olan jack kendisinden yaşça küçük olan öğrencilerle birlikte liseye kaydolmuştu.Maddi olanaksızlıklar yüzünden lisede öğrencilik kimliğinin yanına bir de hademelik eklenmişti.
    jack kendisine liseden bir arkadaş edinmişti ismi Ted Applegarth tı.
    Arkdaşının isteği üzerine eve davet edilen jack, Mabel applegarth'ı(Ted'in kızkardeşi)görür görmez aşık olmuştu.
    Denizci çocuk mabel applegarth için kabuğundan sıyrılıp bile isteye sınıf atlayacak ve mabel ile eşit haklara ve özgürlüklere sahip olacaktı.
    Kıza duyduğu aşkı Martin Eden deki Ruth karakteri ile ölümsüz kılacaktı.

    Kapitalist sistemin ruhunda yarattığı sosyalist kimliği ile her gece belediye parkında kalabalıklara karşı söylev veriyor, burjuva sınıfına ait insanların nefretini kazanıyordu.
    Hayatın yükü ve zorluklarıyla henüz tanışmamış insanlar, Jack London'ın niçin böyle sayıp sövdüğünü anlamıyorlardı.
    okulda oldukça başarılı olan jack london'ın kötü talihi Mr. Andersonun onu okuldan kovmasıyla daha kötü bir vaziyet aldı. jack london bu konu hakkında şunları söylemişti.

    ''"Çok üzgünmüş, fakat insanlar benim hakkımda konuşup duruyorlarmış. İki yıllık eğitimi dört ayda bitirmek! Bu bir skandal olurmuş; ayrıca üniversitelerin, denklik sahibi hazırlık okullarına karşı tavırları giderek sertleşiyormuş.
    Böyle bir skandalı gözü alamazmış, o yüzden lütfedip ayrılmam gerekiyormuş. "

    Tek başına öğrenmeye başlayan jack, başarılı olmuş ve okula gitmeden Kalifornia ünv. kazanmıştı.
    fakat yoksulluk ailesinin peşini bırakmamış ve bir çamaşırhanede gömlek ütülemeye itmişti.
    Burada bir kaç ay çalışan jack, ablasından faizle borç alıp, hazine avcılığı için yüzlerce kolondike yolcusuyla birlikte kuzeye gitmişti.
    Ailesini belkide bir daha göremeyecek olan jack göz yaşlarına boğulmuştu. Girişeceği bu yol tehlikeler ve maceralarla doluydu.
    Kuzey topraklarında altın bulabilmek umudu ile tayfaya yazıldı.

    100 kilometrelik bir mesefayi su üzerinde kat etmeleri 3 gün sürmüştü. Karaya vardıklarında yarım tonluk yükü iyi bir patikada 45 kiloyu kötü bir patikada ise 35 kiloyu sırtlayabilirdi.. Her bir parçayı bir buçuk kilometre boyunca taşıyıp sakladıktan sonra ,sıradaki parçayı almak üzere dönecekti. London yavaşça yükselen bu derbentte 13 kilometre boyunca ,taşıdığı parçayı bırakıp ikinciyi almak üzeri geri dönüyor,
    ikinci parçayı da taşıdıktan sonra üçüncüyü almaya gidiyor, her bir buçuk kilometrede on beş kez aynı şeyi tekrar ederek yürüyordu.bu iş çok yorucuydu ve london su gibi ter akıtıyordu.

    Yükünü atlara bindiren kolondike'çilerin atları dik ve dolambaçlı yollarda yorulmuş ve çoğu telef olmuştu.Varını yoğunu bu uğurda harcayan bazı kolondikeçiler intihar etmişti.
    karayı bu şekilde geçen jack london ve bazı kolondikeçiler gölün karşı tarafına geçmek için ağaçlardan tekneler yapmışlardı.ve teknesi sağlam olmayan kolondike çilerin bazıları kara suları boylamış ve etrafı su mezarlığına çevirmişti.
    jack london'ın bilgisi dahilinde yapılan tekne girdaba yakalanmaktan son anda bizim genç denizcimizin tecrübesi ile kurtulmuştu.
    jack sonunda karaya ulaşmıştı ama şimdide başka bir sorun kendisini göstermek üzereydi.

    Jambon , ekmek ve fasulye alamayan madenciler Kolondike Vebasına yani iskorbüt hastalığına yakalanıyordu.Bu hastalığın ilk belirtileri jack'te kendisini göstermişti; sallanan dişler ,pörsümüş deri ve kanayan diş etleri.
    Her gün altın bulmak için yeri kazıyor; bulamayınca da umutsuz ve üşümüş bir vaziyette yastığının altında hıçkırıklara boğuluyordu.
    Çevresindeki insanlar gibi olmak istemeyen jack kendi kendisine bir söz verdi ve her ne pahasına olursa olsun yazar olacaktı .
    o kararlılık içinde yattığı yerdeki kütüğe şunları çiziktirdi.

    ''JACK LONDON MADENCİ YAZAR 27 Ocak 1898"
  • Kitap Kurdu yorumladı.
  • Kitap Kurdu yorumladı.
    Cumhuriyet Bayramı

    Kurtuluş Savaşı'mızın zaferle sonuçlanmasını ve Lozan Antlaşması'yla bağımsızlığımızın onaylanmasını takiben, artık mevcut devlet yönetiminin daha açık biçimde isim alması gerekiyordu. Gerçi, Milli Mücadele'yi Büyük Önder Atatürk'ün başkanlığında başarıyla yürüten "Türkiye Büyük Millet Meclisi" ve bu meclisin içinden çıkan "Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti", yapısı ve işleyişi yönünden, ismi konmamış bir cumhuriyet yönetiminden farksızdı. Ancak, bu yönetime, çağdaş dünyanın gözünde daha belirgin bir nitelik kazandırma amacıyla 29 Ekim 1923 günü yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhuriyet ilan edildi.

    Cumhuriyet,egemenliğin kaynağının millete ait olduğunu kabul eden devlet şekli demektir; bir diğer ifade ile devletin temel organlarının seçimle iş başına geldiği bir yönetim biçimidir.Bu rejimde Devlet Başkanı olan Cumhurbaşkanı da milletçe ya da milletin temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Cumhuriyet yönetimi bu niteliği ile, şüphesiz ki demokrasi ilkesinin en gelişmiş şekli, demokrasi ilkesinin en iyi uygulanmasını sağlayan bir siyasi rejimdir.

    Cumhuriyet yönetiminin birinci özelliği, seçim esasına dayanan bir yönetim oluşudur. Söz konusu seçim, gerek seçme gerekse seçilme hakkı açısından belli bir kişiye, belli bir gruba, belli bir sınıfa ait değildir; bütünüyle millete

    aittir. Cumhuriyetle yönetilen bir devlette bir görevin, ilahi bir kuvvete dayanması ya da babadan oğula geçmesi gibi bir usul de yoktur ve olmaz. Cumhuriyet yönetiminde seçimle iş başına gelenlerin görev süresi belli bir dönemi kapsar; yani cumhuriyet rejiminde ömür boyu bir görev söz konusu olamaz. Cumhuriyet rejiminin ikinci bir özelliği, bu rejim her şeyden önce kamu yararını ön planda tutan, kamu yararına dayanan bir yönetim şeklidir. Çünkü Cumhuriyet rejimi, gücünü dayanağını kişi, grup ve sınıf egemenliğinden değil, geniş halk kitlesinin bütününden, millet iradesinden almaktadır.

    Bu yıl 80. yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyet rejimi, memleketimize, milletimize sayılamayacak kadar çok şeyler kazandırmıştır. Bir kere Cumhuriyet yönetimi, devlet yaşantımıza, siyasi yaşantımıza egemenliğin bir kişiye, bir gruba, bir sınıfa değil, doğrudan millete ait olduğu gerçeğini kazandırmıştır. Çünkü bundan evvel, Osmanlı Devleti'nde egemenliğin kaynağı ilahi iradeye dayanıyor, bunu da Sultan-Halife sıfatıyla bir kişi temsil ediyordu. Millet haklarını yok eden, milli iradeyi geçersiz kılan bu çağ dışı memleketimizde ancak Cumhuriyet rejimi ile ortadan kaldırılmıştır.

    Cumhuriyet rejiminin bütün vatandaşları yasa önünde eşit sayması, onlar arasında hiçbir ayrıcalık tanımaması, onların devlet yönetimine eşit olarak katılımını sağlaması, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini devlet teminatı altına alışı, milli birlik ve beraberliğimiz açısından da birleştirici pekiştirici olmuş, milli sınırlarımız içinde hiçbir ayrıcalık yapmaksızın bütün vatandaşlarımızın paylaştığı, yararlandığı, bu nedenle korumaya ve yaşatmaya kararlı olduğu bir yönetim haline gelmiştir.

    Cumhuriyet rejimi aynı zamanda insan unsuruna verdiği değer, insan hak özgürlüklerine gösterdiği saygı nedeniyledir ki çağdaşlaşmayı, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı en iyi şekilde gerçekleştiren bir ortam oluşturmuştur. Diyebiliriz ki Türkiye'nin çağ atlaması, milletimizin Atatürk'ün önderliğinde her türlü engeli aşarak uygar bir toplum haline gelişi, laik ve demokratik cumhuriyet rejimi sayesinde mümkün olabilmiştir.

    İşte bize kazandırdığı bu değerler nedeniyle laik ve demokratik Cumhuriyet rejimi, memleketimizin ve devletimizin geleceği bakımından o derece önemlidir ki, Anayasamızda "Türkiye Cumhuriyeti'nin idare şeklinin Cumhuriyet olduğu" hükmünün değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği ayrı bir anayasa maddesiyle teminat altına Gençlerimiz ve her gelecek kuşak bilmelidir ki, bu vatanda kurduğumuz Cumhuriyet yönetimi, Atatürk'ün önderliğinde bir ölüm kalım savaşından sonra gerçekleştirilmiştir. Bu büyük başarının arkasında binlerce şehidin, binlerce gazinin harcı vardır. Bu bakımdan, kurulan bu büyük eserin her yönü ile gelişmesi, geliştirilmesi, doğabilecek her türlü tehlikeden titizlikle korunması, Cumhuriyet kuşaklarının Atatürk'e ve onun devrim arkadaşlarına borçlu olduğu kaçınılmaz bir görevdir. Şüphesiz ki Cumhuriyet kuşakları, bu görevin bilinci içinde kendilerine bırakılan emaneti sürekli koruyacaklar, Türkiye Cumhuriyeti'ni Büyük Önder'in çizdiği yolda sonsuza dek yaşatacaklardır.
  • Kitap Kurdu yorumladı.
    Cumhuriyet Bayramı

    Kurtuluş Savaşı'mızın zaferle sonuçlanmasını ve Lozan Antlaşması'yla bağımsızlığımızın onaylanmasını takiben, artık mevcut devlet yönetiminin daha açık biçimde isim alması gerekiyordu. Gerçi, Milli Mücadele'yi Büyük Önder Atatürk'ün başkanlığında başarıyla yürüten "Türkiye Büyük Millet Meclisi" ve bu meclisin içinden çıkan "Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti", yapısı ve işleyişi yönünden, ismi konmamış bir cumhuriyet yönetiminden farksızdı. Ancak, bu yönetime, çağdaş dünyanın gözünde daha belirgin bir nitelik kazandırma amacıyla 29 Ekim 1923 günü yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhuriyet ilan edildi.

    Cumhuriyet,egemenliğin kaynağının millete ait olduğunu kabul eden devlet şekli demektir; bir diğer ifade ile devletin temel organlarının seçimle iş başına geldiği bir yönetim biçimidir.Bu rejimde Devlet Başkanı olan Cumhurbaşkanı da milletçe ya da milletin temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Cumhuriyet yönetimi bu niteliği ile, şüphesiz ki demokrasi ilkesinin en gelişmiş şekli, demokrasi ilkesinin en iyi uygulanmasını sağlayan bir siyasi rejimdir.

    Cumhuriyet yönetiminin birinci özelliği, seçim esasına dayanan bir yönetim oluşudur. Söz konusu seçim, gerek seçme gerekse seçilme hakkı açısından belli bir kişiye, belli bir gruba, belli bir sınıfa ait değildir; bütünüyle millete

    aittir. Cumhuriyetle yönetilen bir devlette bir görevin, ilahi bir kuvvete dayanması ya da babadan oğula geçmesi gibi bir usul de yoktur ve olmaz. Cumhuriyet yönetiminde seçimle iş başına gelenlerin görev süresi belli bir dönemi kapsar; yani cumhuriyet rejiminde ömür boyu bir görev söz konusu olamaz. Cumhuriyet rejiminin ikinci bir özelliği, bu rejim her şeyden önce kamu yararını ön planda tutan, kamu yararına dayanan bir yönetim şeklidir. Çünkü Cumhuriyet rejimi, gücünü dayanağını kişi, grup ve sınıf egemenliğinden değil, geniş halk kitlesinin bütününden, millet iradesinden almaktadır.

    Bu yıl 80. yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyet rejimi, memleketimize, milletimize sayılamayacak kadar çok şeyler kazandırmıştır. Bir kere Cumhuriyet yönetimi, devlet yaşantımıza, siyasi yaşantımıza egemenliğin bir kişiye, bir gruba, bir sınıfa değil, doğrudan millete ait olduğu gerçeğini kazandırmıştır. Çünkü bundan evvel, Osmanlı Devleti'nde egemenliğin kaynağı ilahi iradeye dayanıyor, bunu da Sultan-Halife sıfatıyla bir kişi temsil ediyordu. Millet haklarını yok eden, milli iradeyi geçersiz kılan bu çağ dışı memleketimizde ancak Cumhuriyet rejimi ile ortadan kaldırılmıştır.

    Cumhuriyet rejiminin bütün vatandaşları yasa önünde eşit sayması, onlar arasında hiçbir ayrıcalık tanımaması, onların devlet yönetimine eşit olarak katılımını sağlaması, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini devlet teminatı altına alışı, milli birlik ve beraberliğimiz açısından da birleştirici pekiştirici olmuş, milli sınırlarımız içinde hiçbir ayrıcalık yapmaksızın bütün vatandaşlarımızın paylaştığı, yararlandığı, bu nedenle korumaya ve yaşatmaya kararlı olduğu bir yönetim haline gelmiştir.

    Cumhuriyet rejimi aynı zamanda insan unsuruna verdiği değer, insan hak özgürlüklerine gösterdiği saygı nedeniyledir ki çağdaşlaşmayı, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı en iyi şekilde gerçekleştiren bir ortam oluşturmuştur. Diyebiliriz ki Türkiye'nin çağ atlaması, milletimizin Atatürk'ün önderliğinde her türlü engeli aşarak uygar bir toplum haline gelişi, laik ve demokratik cumhuriyet rejimi sayesinde mümkün olabilmiştir.

    İşte bize kazandırdığı bu değerler nedeniyle laik ve demokratik Cumhuriyet rejimi, memleketimizin ve devletimizin geleceği bakımından o derece önemlidir ki, Anayasamızda "Türkiye Cumhuriyeti'nin idare şeklinin Cumhuriyet olduğu" hükmünün değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği ayrı bir anayasa maddesiyle teminat altına Gençlerimiz ve her gelecek kuşak bilmelidir ki, bu vatanda kurduğumuz Cumhuriyet yönetimi, Atatürk'ün önderliğinde bir ölüm kalım savaşından sonra gerçekleştirilmiştir. Bu büyük başarının arkasında binlerce şehidin, binlerce gazinin harcı vardır. Bu bakımdan, kurulan bu büyük eserin her yönü ile gelişmesi, geliştirilmesi, doğabilecek her türlü tehlikeden titizlikle korunması, Cumhuriyet kuşaklarının Atatürk'e ve onun devrim arkadaşlarına borçlu olduğu kaçınılmaz bir görevdir. Şüphesiz ki Cumhuriyet kuşakları, bu görevin bilinci içinde kendilerine bırakılan emaneti sürekli koruyacaklar, Türkiye Cumhuriyeti'ni Büyük Önder'in çizdiği yolda sonsuza dek yaşatacaklardır.
  • Kitap Kurdu yorumladı.
    Cumhuriyet Bayramı

    Kurtuluş Savaşı'mızın zaferle sonuçlanmasını ve Lozan Antlaşması'yla bağımsızlığımızın onaylanmasını takiben, artık mevcut devlet yönetiminin daha açık biçimde isim alması gerekiyordu. Gerçi, Milli Mücadele'yi Büyük Önder Atatürk'ün başkanlığında başarıyla yürüten "Türkiye Büyük Millet Meclisi" ve bu meclisin içinden çıkan "Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti", yapısı ve işleyişi yönünden, ismi konmamış bir cumhuriyet yönetiminden farksızdı. Ancak, bu yönetime, çağdaş dünyanın gözünde daha belirgin bir nitelik kazandırma amacıyla 29 Ekim 1923 günü yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhuriyet ilan edildi.

    Cumhuriyet,egemenliğin kaynağının millete ait olduğunu kabul eden devlet şekli demektir; bir diğer ifade ile devletin temel organlarının seçimle iş başına geldiği bir yönetim biçimidir.Bu rejimde Devlet Başkanı olan Cumhurbaşkanı da milletçe ya da milletin temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Cumhuriyet yönetimi bu niteliği ile, şüphesiz ki demokrasi ilkesinin en gelişmiş şekli, demokrasi ilkesinin en iyi uygulanmasını sağlayan bir siyasi rejimdir.

    Cumhuriyet yönetiminin birinci özelliği, seçim esasına dayanan bir yönetim oluşudur. Söz konusu seçim, gerek seçme gerekse seçilme hakkı açısından belli bir kişiye, belli bir gruba, belli bir sınıfa ait değildir; bütünüyle millete

    aittir. Cumhuriyetle yönetilen bir devlette bir görevin, ilahi bir kuvvete dayanması ya da babadan oğula geçmesi gibi bir usul de yoktur ve olmaz. Cumhuriyet yönetiminde seçimle iş başına gelenlerin görev süresi belli bir dönemi kapsar; yani cumhuriyet rejiminde ömür boyu bir görev söz konusu olamaz. Cumhuriyet rejiminin ikinci bir özelliği, bu rejim her şeyden önce kamu yararını ön planda tutan, kamu yararına dayanan bir yönetim şeklidir. Çünkü Cumhuriyet rejimi, gücünü dayanağını kişi, grup ve sınıf egemenliğinden değil, geniş halk kitlesinin bütününden, millet iradesinden almaktadır.

    Bu yıl 80. yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyet rejimi, memleketimize, milletimize sayılamayacak kadar çok şeyler kazandırmıştır. Bir kere Cumhuriyet yönetimi, devlet yaşantımıza, siyasi yaşantımıza egemenliğin bir kişiye, bir gruba, bir sınıfa değil, doğrudan millete ait olduğu gerçeğini kazandırmıştır. Çünkü bundan evvel, Osmanlı Devleti'nde egemenliğin kaynağı ilahi iradeye dayanıyor, bunu da Sultan-Halife sıfatıyla bir kişi temsil ediyordu. Millet haklarını yok eden, milli iradeyi geçersiz kılan bu çağ dışı memleketimizde ancak Cumhuriyet rejimi ile ortadan kaldırılmıştır.

    Cumhuriyet rejiminin bütün vatandaşları yasa önünde eşit sayması, onlar arasında hiçbir ayrıcalık tanımaması, onların devlet yönetimine eşit olarak katılımını sağlaması, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini devlet teminatı altına alışı, milli birlik ve beraberliğimiz açısından da birleştirici pekiştirici olmuş, milli sınırlarımız içinde hiçbir ayrıcalık yapmaksızın bütün vatandaşlarımızın paylaştığı, yararlandığı, bu nedenle korumaya ve yaşatmaya kararlı olduğu bir yönetim haline gelmiştir.

    Cumhuriyet rejimi aynı zamanda insan unsuruna verdiği değer, insan hak özgürlüklerine gösterdiği saygı nedeniyledir ki çağdaşlaşmayı, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı en iyi şekilde gerçekleştiren bir ortam oluşturmuştur. Diyebiliriz ki Türkiye'nin çağ atlaması, milletimizin Atatürk'ün önderliğinde her türlü engeli aşarak uygar bir toplum haline gelişi, laik ve demokratik cumhuriyet rejimi sayesinde mümkün olabilmiştir.

    İşte bize kazandırdığı bu değerler nedeniyle laik ve demokratik Cumhuriyet rejimi, memleketimizin ve devletimizin geleceği bakımından o derece önemlidir ki, Anayasamızda "Türkiye Cumhuriyeti'nin idare şeklinin Cumhuriyet olduğu" hükmünün değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği ayrı bir anayasa maddesiyle teminat altına Gençlerimiz ve her gelecek kuşak bilmelidir ki, bu vatanda kurduğumuz Cumhuriyet yönetimi, Atatürk'ün önderliğinde bir ölüm kalım savaşından sonra gerçekleştirilmiştir. Bu büyük başarının arkasında binlerce şehidin, binlerce gazinin harcı vardır. Bu bakımdan, kurulan bu büyük eserin her yönü ile gelişmesi, geliştirilmesi, doğabilecek her türlü tehlikeden titizlikle korunması, Cumhuriyet kuşaklarının Atatürk'e ve onun devrim arkadaşlarına borçlu olduğu kaçınılmaz bir görevdir. Şüphesiz ki Cumhuriyet kuşakları, bu görevin bilinci içinde kendilerine bırakılan emaneti sürekli koruyacaklar, Türkiye Cumhuriyeti'ni Büyük Önder'in çizdiği yolda sonsuza dek yaşatacaklardır.
    Kitap Kurdu
    Okuyun mutlaka uzun gelebilir belki ama okumanız da gereken bir yazı
Mesaj atmayın ve her beni takip edeni takip edemiyorum çünkü çalışmam gereken bir sürü ders var ayrıca gitmem gereken bir okulum var.
J.K. ROWLİNG
Rick RİORDAN
Öğrenci
Bahçeşehir Koleji
Satürn
Kayseri
111 okur puanı
28 Ağu 14:37 tarihinde katıldı.
2019
226/170
133%
226 kitap
39.358 sayfa
40 inceleme
38 alıntı
En çok okuyanlar'da 47. sırada.

Şu anda okudukları 3 kitap

  • Levana
  • Süper Bilgi - Soru ve Cevaplarla - Acaba Neden
  • Zaman Makinesi

Beğendiği kitaplar 115 kitap

  • Şimdiki Çocuklar Harika
  • Dağın Ay'la Buluştuğu Yer
  • Denek E.E.E.
  • Charlotte'un Sevgi Ağı
  • Charlie'nin Çikolata Fabrikası
  • On Küçük Zenci
  • Charlie'nin Büyük Cam Asansörü
  • Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?
  • Altın Ejder Krallığı
  • Pigmeler  Ormanı

Beğendiği yazarlar 21 kitap

  • Albert Einstein
  • Muzaffer İzgü
  • Roald Dahl
  • Charles Dickens
  • Alexandre Dumas
  • John Steinbeck
  • Victor Hugo
  • Isabel Allende
  • Rick Riordan
  • Daniel Defoe
Okur takip önerileri
Daha fazla