Yüz yıllardır ecdadımızın bir elmas gibi işlediği, üzerlerine Osmanlı kokusu sinmiş kelimelerimiz faili malum cinayetlere kurban giderken, biz hala nesebi meçhul, hafifmeşrep kelimelerle oynaşıyoruz. İşte bu yüzden dedemizle ve yakın akrabalarımızla anlaşamıyoruz.
Bir șeyi gerçekten seven, o şeyin aromalısını tercih etmiyor. Gerçek kahve tutkunları fındıklı kahve sevmiyor mesela. Karpuzlu soda, maden suyunun yerini tutmuyor. Hatta çay tiryakileri, çayına şeker atanlara bile mesafeli duruyor. Öyleyse aroma, hedef kitleyi genişletmek için bir kandırma veya ikna etme aracı olarak kullanılıyor diyebiliriz.