"En çabuk silinen anılar -böyle olduğu için de en az- çocukluk anıları belki de. Ama belki de kaçıp saklanıyorlar, bulamıyoruz. Koyu gölgeli çoğu; hasta bir ıssızlığı, güz geldiğinde bahçeleri dolduran gül ölülerini andırıyor, korku veriyorlar." Niye?" diyor içimdeki küçük bir ses. "Üstüne titrenen çiçekler gibi büyütülmüş olsak da korkunun, korkuların en iyi yuva yaptığı yani kalın bir ayakaltında ezilmekten korktuğumuz bir çağ mı çocukluk?"