Hepimiz aslında çoçukken ZEZE’nin yaşadıklarını yaşamışızdır.Aile fertlerinin ,büyüklerin ,toplumun aslında büyük bir sorununu yazar Jose Mauro bütün gerçekliği ile biz okuyucuların yüzüne tokat gibi vurmuş.Her çoçuk özeldir .Sevgisiz büyüyen bir çoçuk ailesi tarafından dışlanıp itilip şiddet uygulanan masum çoçuk ZEZE gibi küçüçük yüreği ile acılara hangimiz dayanabiliriz? Toplumda ZEZE gibi dışlanan ,dövülen sevgiye muhtaç çoçuklar bu ülkenin birer geleceği... ZEZE’ de kendi çoçukluğumu gördüm.Küçükken evde telefon çaldığında koşup ilk ben açardım ve annem kızardı her telefonu açmaya koştuğumda annem yine kızardı ve sonra benim bilinçaltımda evde telefon çaldığında korkup açamazdım kimse yokken bile.Ya da 7. Sınıfa kadar matematik dersim çok iyi iken bana + ve - eksi kavramlarını anlamadığım için sınfın içinde oğlum sen gerizekalımısın diye öğretmenimin bağırıp arkadaşlarımın içinde rencide etmesi beni hep matematik dersinden nefret etmemi sağladı.Çünkü öğretmenim her matematik dersinde beni yine azarlıcak ,arkadaşlarım gülücek diye hep arka sıraların vazgeçilmezi olmuştum:) O gün buğün sözelciyim. Kısacası Çoçukları sevelim,şefkat ile büyütelim.Hepsi gencecik tıpkı romanda olduğu gibi birer şeker portakalı. Ve bu romanı her öğretmenin ve ailenin okuması gerektiğini düşünüyorum....