Bu tutsaklık yıllar sonra orada bulunan insanlar tarafından hatırlandığında, iki farklı dönem olarak değerlendirilecekti:
Kutudan önce ve kutudan sonra.
Denizin içinde boyumu aşmadan yürüdüm. Ege'den Akdeniz'e, gözlerim yarı açık yarı kapalı suyun içinde ilerledim. Ufuk çizgisine değin, ulaştım karşımdaki toprağa. Güneş batmak üzereydi. Seslendim ileridekilere, "Net göremiyorum," dedim, kimse duymadı beni. Ürperdim ama korkmadım.