Bir oyunla başlamıştı her şey. Cehennemmiydi? Öyleydi. Kalbimiz zamana kafa tutt, gözlerimiz bağlandı hemde tek bir hedef için. Sonra yer yarıldı, birimiz içine düştü. Gün ağardı, hemde iki yüz defa, hemde her seferinde dışına doğru...
Ben geceyi ikiye bölerim hep, insanlar cama, balkona çıktıklarında izleyecekleri iki seçenek vardır. Ya geceyi yani karanlığı izleyeceklerdir. Yada ayı yani aydınlığı izleyeceklerdir. Gece denen şey ikiye ayrılır biri gecedir, evet. Ama diğeride aydır biri karanlıktır. Biri aydınlık. Bu yüzden madem âşık olmuşum. Ben geceyi ikimize paylaştırmayı isterdim. Karanlığı sevmeyen birine âşık olabileceğimi sanmıyorum. Karanlıktan çok daha güzel. Sırf o karanlığı sevsin diye aydınlığı almaya razı olurdum.
Duvarına bi ay resmi çizerim, sonra aklıma gelen ilk şarkı sözünü yazardım
'ay benim gece senin...'
Sonra ışıkları kapatıp çıkardım..