Mutluluk bazen fedakârlık gerektirir."
"Neden?"
Gözlerimi kırpıştırdım. Net sorusu karşısında hazırlıksız yakalanınca yanıt vermem biraz zaman aldı.
"Çünkü dünyanın işleyişi bu," dedim sonunda. "Bir şeylere ulaşmak için bazı tavizler vermeliyiz. İnsanlar birer robot olsaydı bu yaklaşımına katılırdım ama robot değiliz. Duygularımız var. Aşk ve sevgi var olmasaydı insan ırkı hayatta kalamazdı. Üreme, koruma, motivasyon. Hepsi aslında bu duyguya bağlı."
Muhakeme yetilerini ellerinden alıp hem kendilerini hem de çevrelerindekileri zarara uğratmalarına neden oldu ve tüm bu mantıksız şeyleri yapmaları için onlara bir kılıf verdi çünkü sevgi adına yapılan şeyleri kimse sorgulamazdı.
Bazen ebeveynlerimiz bizi yarıştırmasaydı ablamla daha yakın olur muyduk diye merak ediyorum. İşleriyle çok meşgul oldukları için bizimle fazla vakit geçirmezlerdi, birlikte vakit geçirdiğimizde de en çok hangi çocuklarıyla övünebileceklerine odaklanırlardı. Kimin notları daha iyi, kim daha etkileyici ders harici etkinliklere katılmış, kim daha iyi üniversitelerden kabul almış... Kız kardeşimle büyürken birbirimizi gölgede bırakmakla o kadar meşguldük ki, birbirimizle doğru düzgün bağ kurmayı başaramadık." Dudaklarımda hüzünlü bir gülümseme belirdi. "Şimdi o Dünya Bankası'nda başkan yardımcısı, bense işsizim. Yani..." Omuz silktim ve daha kaç aile yemeğinde ebeveynlerim ablama övgüler sıralarken utanç içinde oturacağımı düşünmemeye çalıştım.
Güzel bir evde, güzel kıyafetler giyip güzel tatillere çıkarak büyümüştüm. İyi bir üniversitede ailemin maddi desteğiyle okumuştum. İnsanların büyük çoğunluğuyla kıyaslandığında, son derece ayrıcalıklı bir hayat yaşamıştım.
Ancak herkesin hayatı yalnızca kendisi içindi, dünyada her zaman bizden daha iyi ve daha kötü durumda olan insanlar var olacaktı. Bu durum duygularımızı daha az geçerli kılmazdı. Bazı konularda iyi olduğumuzu kabul ettiğimiz gibi, bazı alanlarda da kendimizi eleştirmeyi öğrenmeliydik.