GÖRMEYENLER İÇİN RESİM
Harun, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu, ilkokuldan görme engelli bir arkadaşım. İyi bir dost. Uzun yıllardan sonra Allah kendisine bir kız evladı nasib etti. Henüz kızı altı aylık. Bir gün "voice it" denilen, ses kaydederek not alma cihazını cebinden çıkarıp bize kızının sesini dinletmek istedi. Ben de latife yaptım:
"Oooo, Maşaallah kızını ne kadar da seviyorsun, sesini yanında gezdiriyorsun" dedim. Harun hiç beklemediğim güzel bir cevap verdi:
Gören insanlar çocuklarının resmini yanlarında gezdirmezler mi? Ben de kızımın sesiyle birlikte dolaşıyorum. Bu da benim için resim sayılır.
SİZ AYNA MI TUTUYORSUNUZ?
Fatoş, üniversitede psikoloji okumuş ve Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleşmiş başarılı bir görme engellidir. Amerika'da bir gün yemek yerken, yemektekilerden biri sorar:
"Fatoş Hanım, dikkat ediyorum da yemeği aldıktan sonra kaşığı doğruca ağzınıza götürüyor, hiç şaşırmıyorsunuz. Görmediğiniz halde, bunu nasıl başarabiliyorsunuz?"
Fatoş Hanım cevabı yapıştırır:
"Afedersiniz ama siz yemek yerken ayna mı tutuyorsunuz Bunun görmekle ilgisi yok ki..."
Eğitim, yalnızca meslek edinmek için bir araç değildir. Eğitim yalnızca insanların çoğunluğunun başarısına göre verilecek bir hak değildir. Eğitim tam bir insani haktır. Her başarı, kişinin kendi kabiliyetleri içinde değerlendirilirse anlamı olur. Evet zor bir konudur. Ama ihmal edilecek bir konu değildir.