Kitapçı kız

Kitapçı kız
@Kitapchi_kiz
Kitapları şehirler, satırları sokakları hikayeleri evi bilen bir kitapçı kız....
Reklam
"Eskiden insanlar 'Her geleni Hızır bilmek gerekir' derlerdi birbirlerine."
"Haydi, evlatlarım, bahar vaktidir, gidin de birer çiçek getirin bana" demişti de bütün dervişler sanki ufacık çocuklar gibi sevinçle koşup gitmişlerdi. Ve Hüdayi de çıkıp gitmişti hocasına bir çiçek alıp gelmek için. Dolanmış, dolanmış durmuştu bostanın her bucağını. Bir vakit sonra bütün dervişler ellerinde çiçeklerle gerisin geri gelmişlerdi Üftade'nin yanına. Hepsi muhabbetle vermişlerdi çiçeklerini. Ne güzel renkleri vardı, ne güzel kokardı Bursa'nın çiçekleri. Hüdayi o çiçekleri görünce kendi elinde tuttuğu çiçeğe bakıp da mahcup kalmıştı, utanmıştı. Zira onun getirdiği kuru­muştu, sararmıştı. Ama yine de vermişti hocasına. Üftade o kuru çiçeğe bakıp da sormuştu Hüdayiye; "Evladım bak herkes tazecik, rengarenk çiçekler getirmiş­ken sen neden bu kuru çiçeği getirdin?" Mahcup olmuştu Hüdayi, çok utanmıştı da cevap vermişti hocasına edeple; "Efendim, hangi çiçeği koparacak olsam kendi lisanınca Allah'ı zikreder buldum onu. Koparıp zikrinden alıkoymak istemedim, yapamadım da bu kuru çiçeği aldım geldim, ölmüştü de zikri tükenmişti onun" demişti de bütün dervişler hayret etmişti. Bir vakit sonra hocası kulağına eğilip "En çok senin getirdiğin çiçeği beğendim evladım" deyivermişti de gönlü kanatlanıp uçmuştu Hüdayi'nin.
Din
Dert, bela, darlık, yokluk geldiği vakitte de, muhabbet, ferahlık, bolluk geldiği vakitte de verenin Allah olduğunu anlat. Yokluğun Rabbi de Allah, bolluğun Rabbi de. Derdin Rabbi de O, muhabbetin Rabbi de. İnsan sahip değildir, insan aciz, insan garip, insan güçsüz.
Dünyadan ne denli uzaklaşırsan Allah'a o denli çok yaklaşır­sın.
Reklam